Dilara Boran

Dilara Boran
@Dilaraborann
Öğrenci
Lise 4
Dünya
Hastane, 23 Mayıs 2008
55 okur puanı
Haziran 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Ölüm cezası çağlardan beri kullanılan bir cezalandırma yöntemidir. Bugün birçok ülkede kaldırılmasına karşın (Türkiye ve Avrupa ülkeleri dahil), dünyada varlığını koruyor bu ceza. Asıl mantığı cezalandırma olmasına karşın çoğu zaman bu cezalandırmanın örnek olması için halka açık gerçekleştirilmiştir. Tarihte ölüm cezasına karşı olan nice aydınlardan biri olan Victor Hugo, bu cezanın yanlışlığını ve kaldırılması gerektiğini, halka ve diğer yetkili kişilere 19. yüzyılda Bir İdam Mahkumunun Son Günü isimli eserinde anlatmaya çalışıyor. (Voltaire ve Jean-Jacques Rousseau gibi ünlü yazarların idam cezasını desteklediğini belirtmek isterim.) Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo’nun önsözü ile başlıyor. Bu önsözde idam cezasının artık neden desteklenmemesi ve kaldırılması gerektiğini örnekler vererek anlatıyor. Yasaya göre idam cezası, insanlara örnek olması ve işlenen suçların azalması için uygulanıyor. Örneğin, bu cezayı almış bir kişinin hiç kimsenin görmediği bir yerde idam edilmesinin yasaya aykırı olduğunu söylüyor. Halkın idam gösterilerini ibret olsun diye değil, eğlence olsun diye seyretmeye başladığını anlatıyor bizlere. Hatta Victor Hugo’nun anlattığına göre giyotin ile idama mahkum edilmiş 4 devlet bakanının idamından önce, sırf bu kişiler elit tabakadan olduklarından ölmesinler diye ölüm cezası duraklatılıyor. Herkes artık ölüm cezası yok diye rahat bir nefes almışken bu bakanlar beraat ettiğinde ölüm cezası tekrar yürürlüğü konuluyor. Victor Hugo bunun da yanlış bir uygulama olduğundan yakınıyor. Bunu gören ve normalde idama karşı olanlardan bazıları, bu bakanların da yasaya uygun olarak cezalandırılmamasına kızarak bunlar için idam cezasını desteklemeye başlıyorlar. Önsözden sonra Victor Hugo’nun kitabını eleştirenleri eleştirmek için 3. baskısından
Edebiyat
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Ren Kitap · 2020152,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Victor Hugo’nun başyapıtı Sefiller, sadece özetlense yeni bir kitap yazılır. Bu yüzden kendi üslubumla, bu kitaptan çıkarılacak dersler üzerine yoğunlaşmak istedim. 1- ‘Benim mutluluğa hakkım yok bayım, ben bir sefilim! Benim kaderim, kara harflerle alnıma yazılı…’ Sefalet… Bir kelimenin bu kadar yükü taşıdığı henüz görülmemiştir şu içler acısı dünyada. Ve Jean Valjean… Daha önce hiçbir roman karakteri bu kadar erdemli bir hırsız olmadı şu kokuşmuş dünyada. Ve sefaleti, uzaklardaki kızına para göndermek için saçlarını kestiren sefil bir annenin, Fantine’nin sözlerinden anlayalım: ‘Yavrum artık üşümeyecek. Onu saçlarımla giydirdim.’ 2-Kitabımızın ana karakteri olan Jean Valjean, açlıktan kıvranan iki yeğeni için fırıncıdan ekmek ister. Ancak kalbi bir kayanın içi kadar sertleşmiş fırıncımız bir ekmeği çok görür adamcağıza. Jean da çaresiz çalar ekmeği ve yakalanıp hapse atılır. Adaletsiz bir adaletin kurbanı olmuştur. Adalete dayanmayan yasaların boyunduruğunda. ’14 yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur.’ İşte, tam bu noktada hukukun ve adaletin o yıllardaki uygulanışına sağlam bir yumruk vurur Victor Hugo. Halkı sefalete giriftar edip sonra da açlıktan ekmek çalanları hapse atanların aynı kişiler olmasından yakınır, romanın karakterleriyle. 3-Hugo’nun içsel varlığımız olan ruhumuzu bedenizimden üstün tutan yaklaşımı romanın her yerinden belli belirsiz fışkırıverir. Ama Jean Valjean’ı, Jean Valjean yapan o büyük dersi veren piskoposun, erdem kokan kelimeleri kadar da akıcı ve nasihat edicidir çoğu kez: ‘Hırsızlardan, katillerden asla korkmayalım. Bunlar dışarıdan gelen küçük tehlikeler. Biz kendimizden korkalım. Önyargılar, işte hırsızlar; günahlar, işte
Edebiyat
SefillerVictor Hugo · Armoni Yayıncılık · 2004105,2bin okunma
Nijinsky'nin Günlüğü
Puan vermedi·132 syf.··
2025 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2025 22:04
Geçtiğimiz yüzyılın dahilerinden Vaslav Nijinsky, olağanüstü dans yeteneğiyle izleyicileri büyüler ve çok genç yaşında üne kavuşur. Ne var ki alışılmadık düşünce ve duygu evreniyle “dış” dünyanın uyuşmaması sonucu ömrünün yarısını akıl hastanelerinde geçirir. Bu zorlu yolculukları öncesinde kaleme aldığı ve çok sonraları kızının eşyaları arasında bulunan günlüğü, bir dahinin dünyanın “normal” insanları ve çarkları arasında nasıl yitip gittiğini çarpıcı biçimde ortaya koyar. Nijinsky’nin Günlüğü, saf bilincin sınır tanımayan akışıyla, yeryüzü medeniyetine ilişkin derin bir sorgulama fırsatı sunuyor. Üzerinde yaşadığımız gezegene etkilerimizi bir kez daha düşünmek için... “Keşke insanlar yaşamımızın kısa olduğunu ve kötü olan her şeyden vazgeçilmesi gerektiğini sonunda anlayabilseler. Yeryüzü boğuluyor. İnsanlar depremlerden korkuyorlar ve Tanrı’ya dua edip bu gibi felaketlerden kendilerini kurtarması için yalvarıyorlar. Oysa ben onları arzuluyorum, çünkü ancak o zaman yeryüzünün soluk alabileceğini biliyorum.”
Nijinsky’nin GünlüğüVaslav F. Nijinsky · Yapı Kredi Yayınları · 200649 okunma