"Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum..."
-Söyleyin bakalım ne yapacağımızı? Ha?
Her gün birbirlerine bu soruyu sorup bu gece kime, nerede, hangi kötülüğü yapabiliriz diye düşünen 15 yaşındaki Alex ve "çete arkadaşları" Pete, Georgie, Aptalof' un şiddet, kötülük, zorbalık dolu hayatlarına yakından tanık oluyoruz. Ve ayrıca romanda kötü şeyler yapmış suçluları topluma geri kazandırmak için uygunalan bir tedavi yöntemini ve bu tedavi yönteminin nasıl uygulandığını görüyoruz. Tabii ki bu tedavinin sonuçları da düşündürücü. Zaten romanın asıl amacının bu olduğunu düşünüyorum.
Romanda bize bütün olanları romanın ana kahramanı Alex anlatıyor. Özellikle ilk başlarda Alex ve arkadaşlarının yaptığı şeyler sizi gerçekten rahatsız edicek düzeyde. Tüm bunlara Beethoven'ın, Mozart'ın müziği eşlik ediyor. Ayrıca kitap ünlü yönetmen Stanley Kubrick tarafından 1971'de filme de çekilmiş.
Yazarın, Anthony Burgess'in hayatı da oldukça ilginç. 1959 yılında Burgess'a tedavisi olmayan bir beyin tümörü tanısı konmuş ve bir yıldan az ömür biçilmiş. Karısı Lynne' in geçimini sağlamaya kararlı olan Burgess öfkeyle masaya oturup 12 ay içinde beş buçuk roman yazdıktan sonra teşhisin yanlış olduğunu öğrenmiş. Ne var ki kendisi artık tanınan bir yazar olmuş oluyor.
Keyifli okumalar.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,3bin okunma
1982 Nobel Edebiyat ödüllü Gabriel García Márquez tarafından yazılmış kitap.
Kitap kafa karıştırıcı olabilecek, farklı bir şekilde yazılmış ancak dikkatli bir şekilde okunursa anlatılanlar hemen kavranabiliniyor hatta kitap akıcı bir şekilde de okunabiliniyor. Bence bu da ne kadar ustaca yazıldığının kanıtlarından biri.
Kitap, işleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsünü anlatıyor. Daha ilk satırdan romanın kahramanının öldürüleceği belli. Belli ama kitap yine ilgi içinde, merakla okunabiliyor.
Bu kitabı okurken yalnızca cinayetin nasıl işlendiğini yakından takip etmiyor ayrıca halkın davranış biçimlerini, bu olay karşısındaki vurdumduymaz tutumunu da görüyoruz.
Sürükleyici bir şekilde okunan, ilginç, güzel bir romandı. Son olarak kitapta geçen şu kısmı sizinle paylaşmak isterim: Santiago Nasar'ın kaderinin acımasızlığını düşünüyordum: 20 yıllık mutlu yaşamını yalnızca canını alarak sona erdirmekle kalmamış, aynı zamanda bedenini paramparça ederek ortalığa dağıtıp yok etmişti.
Keyifli okumalar.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma