Spoiler içerir!
Herşeyi gören körlere yazılmış muazzam bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim. Yazarın dili de oldukça akıcı.
Adı belirtilmeyen bir ülkede sebebi belli olmayan bir körlük salgını başlıyor. Kitap, günün birinde trafik ışığında bekleyen bir adamın durup dururken kör olmasından başlıyor. Eşiyle beraber doktora gittiği anda gözünde hiç bir problem olmadığı tespit ediliyor. Ertesi güne kalmadan muayene eden doktor dahi ilk körün temasta bulunduğu herkes bu salgına yakalanıyor. Sağlık bakanlığı salgına yakalanan insanları Akıl Hastanesine toplama kararı alıyor. Belirli bir zamandan sonra karantina bölgesi yaşanmaz hale geliyor. İnsanlar kendilerini gören olmadığı için utanma duygularını kaybeder hale geliyorlar. Karantina alanında bulunan körlerin kurtuluş şansı yok, içerde sağlıksız bir yaşam sürerken hastane dışına çıkmak yasak. Orda bulunan askerlerde doğal olarak korkuyor, hastalığın bulaşmasından ise ölmelerini istiyor. Tam bir koordinasyonsuzluk mevcut,güzel bir eleştiri var aslında. Bir çözüm yolu yok, ölüme terk etme var. Körlük, umutlarının kalmadığı bir dünyada yaşamakdı aslında.
Herkesin de karşılaşacağı ve kitaptada olan bir olayı daha aktaracağım. İlk köre yardım eden bir insanı görüyoruz onu alıp evine götürüyor ve arabasını çalıyor. Temas kurduğu için o da kör oluyor. Karantina alanına gelince kendini araba çaldığı için suçlu bulmak yerine ilk kör yüzünden kör olduğunu vurguluyor. İnsanoğlu işte kendinde asla suç bulmaz ve hep eleştirir. Covid zamanlarında sıkça karşılaşılan bir durumdu.
Kitapta bir kişi ile başlayan ve körleşenlerin karantina altına alınmasıyla önlenmeye çalışılan bu salgın kontrolden çıkıyor ve bütün kentte hatta ülkede gören kimse kalmıyor, bir kişi hariç...
Kitapta doktorun karısı olarak isimlendirilen bu kişi, içinde
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölecek olan zaten şimdiden ölmüş ama farkında değil, ölecek olduğumuzu doğduğumuzdan beri biliyoruz. Bu yüzden de, bir bakıma hepimiz ölü doğmuş sayılırız.