Lou Salome

Lou Salome
@Dilbirin_
Kapitalizmin sessiz ikna gücü
Puan vermedi·215 syf.··
2025 4. kitabı
Kitap günümüz insanının kendisiyle, üretimle ve toplumla olan ilişkisini yeniden düşünmeye davet eden derin bir eleştiri sunuyor. Yazar, kapitalist sistemin yalnızca ekonomik bir düzen olmadığını, aynı zamanda anlam üreten bir ideolojiye dönüştüğünü vurguluyor. Kitabın giriş bölümünde yer alan " Tüketime ikna etmek her şeyden evvel zihinlerde yaratılacak olan bir rızanın sonucudur" cümlesi kitabın tamamına sirayet ediyor. Kapitalizm, üretmekten çok insanları tüketime razı etmeye dayandığı ve insan zihninde tüketimi doğal bir ihtiyaç gibi gösteren rıza ile insanları tüketime ikna etme stratejisinin olduğunu bizlere gösteriyor. Harvey, Gramsci, Althusser ve Thompson gibi düşünürlerden yararlanan yazar, bu rızanın nasıl “hegemonik bir motif” haline geldiğini açıklıyor. Medya, reklam ve kültür endüstrisi bu noktada devreye giriyor ve tüketicinin arzularını şekillendiren araçlar, ideolojik bir anlam üretim mekanizması gibi çalışıyor. Kapitalizmin tahakkümü fabrikada değil, zihinde kuruluyor artık. Yazara göre “meta”, sadece ekonomik bir nesne değil, aynı zamanda bir anlam taşıyıcısıdır. Bir ürünün değeri kullanımından değil, toplumsal ve sembolik anlamından gelmektedir. Bir telefon, bir saat veya bir cihaz yalnızca işleviyle değil, aynı zamanda temsil ettiği statü, kimlik ve göstergeyle de anlam kazanır. Bu dönüşüm, Marx’ın yabancılaşma kavramının ötesine geçiyor. İnsan artık emeğinden değil, kendi kimliğinden de yabancılaşıyor. Tüketim, sahip olma eyleminden çıkıp varoluş biçimi haline geliyor. Yazar bu noktada “doğal” ve “doğal olmayan metalaştırma” arasındaki ayrıma dikkat çekiyor. Doğal metalaştırma, insanın gerçek ihtiyaçlarına karşılık gelirken; doğal olmayan metalaştırma ise kapitalizmin arzunun ideolojik biçimde üretimi, insanı tüketime ikna eder hale
İnsan ve Toplum
MetalaştırmaBeyzade Nadir Çetin · Akçağ Yayınları · 20173 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kurt üzerinden topluma bakış
Puan vermedi·258 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
Çok rahat okunmasıyla beraber sürükleyici bir kitapdı. Yazarın mükemmel anlatımıyla adeta kitabın büyüsüne kapılıyorsunuz. Okurken kendimi kurt olarak hissettim. Kurt dile gelse kendini bu kadar iyi ifade edemezdi. Jack London sen bi harikasın. Kesinlikle okumalısınız! Kitap insanın doğaya hükmetmesini, insan veya hayvan tüm canlıların içerisinde bulunduğu fiziki çevreyle ilişkisini ve bu etkileşimin kişiliklerinin nasıl değiştiğini gözler önüne seriyor. Sosyal yapının ne olduğunu, nasıl değiştiğini ve bu değişim sürecinde gücün hayati öneminden bahsediliyor. (Spoiler içerir) Beyaz Diş;annesi köpek, babası kurt olan melez bir kurt. Annesi onu belli bir süre vahşi doğaya karşı koruyor. Fakat Beyaz Diş vahşi doğanın duvarlaranı aşınca karşılaştıklarıyla beraber öğrendiği şey " Ya yersin, ya yem olursun" yasasıydı. Hayatının amacı onun için et yiyebilmekti. Beyaz Diş vahşi doğanın kanunlarını öğrenir ve bir gün yasa koyan ve o yasaları uygulayan yaratıklarla (insanlarla) karşılaşır. Bu yaratıklar güçlerini sopalar ve taşlarla uyguluyor kendisine itaat edilmesini sağlıyordu. Bu güç tanrısal bir güçdü ve yaratık olarak gördüğü insanları tanrılaşmasını sağladı. İşte burada insanın doğaya hükmetmesi açıkça görülüyor. Yediği dayaklarla itaat etmeye zorlanan Beyaz Diş artık kaderini tanrılarının ellerine bırakıyor. Bulunduğu kampta kendi türünden olan köpekler tarafından dışlanıyor ve bu dışlanma onu kurnazlaştırıyordu. Öğrendiği ise "Güçlüye itaat et, zayıfı ez" yasası oldu. Olaylar nasıl gelişirse Beyaz Diş de ona göre şekillenmiş oluyordu. Dişi kurt kitabın dördüncü bölümünde beyaz tanrılarla (insan) karşılaşıyor. Bu tanrılar kendi bildiği tanrılardan farklıydı. Onların evleri vardı. Kendi tanrılarından güçlüydü. Bu bölümde doğaya kim hükmederse onun daha üstün tutulduğu
İnsan ve Toplum
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,8bin okunma
Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan, fark et.
Puan vermedi·331 syf.··
2023 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2023 22:44
Spoiler içerir! Herşeyi gören körlere yazılmış muazzam bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim. Yazarın dili de oldukça akıcı. Adı belirtilmeyen bir ülkede sebebi belli olmayan bir körlük salgını başlıyor. Kitap, günün birinde trafik ışığında bekleyen bir adamın durup dururken kör olmasından başlıyor. Eşiyle beraber doktora gittiği anda gözünde hiç bir problem olmadığı tespit ediliyor. Ertesi güne kalmadan muayene eden doktor dahi ilk körün temasta bulunduğu herkes bu salgına yakalanıyor. Sağlık bakanlığı salgına yakalanan insanları Akıl Hastanesine toplama kararı alıyor. Belirli bir zamandan sonra karantina bölgesi yaşanmaz hale geliyor. İnsanlar kendilerini gören olmadığı için utanma duygularını kaybeder hale geliyorlar. Karantina alanında bulunan körlerin kurtuluş şansı yok, içerde sağlıksız bir yaşam sürerken hastane dışına çıkmak yasak. Orda bulunan askerlerde doğal olarak korkuyor, hastalığın bulaşmasından ise ölmelerini istiyor. Tam bir koordinasyonsuzluk mevcut,güzel bir eleştiri var aslında. Bir çözüm yolu yok, ölüme terk etme var. Körlük, umutlarının kalmadığı bir dünyada yaşamakdı aslında. Herkesin de karşılaşacağı ve kitaptada olan bir olayı daha aktaracağım. İlk köre yardım eden bir insanı görüyoruz onu alıp evine götürüyor ve arabasını çalıyor. Temas kurduğu için o da kör oluyor. Karantina alanına gelince kendini araba çaldığı için suçlu bulmak yerine ilk kör yüzünden kör olduğunu vurguluyor. İnsanoğlu işte kendinde asla suç bulmaz ve hep eleştirir. Covid zamanlarında sıkça karşılaşılan bir durumdu. Kitapta bir kişi ile başlayan ve körleşenlerin karantina altına alınmasıyla önlenmeye çalışılan bu salgın kontrolden çıkıyor ve bütün kentte hatta ülkede gören kimse kalmıyor, bir kişi hariç... Kitapta doktorun karısı olarak isimlendirilen bu kişi, içinde
İnsan ve Toplum
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2022 14. kitabı
Spoiler içerir! Kitap, tek görevi gelen mektupları temize çekmek olan yıllarca çalıştığı halde terfi alamayan yoksul bir devlet memurunun yeni palto almak için verdiği mücadele ve başına gelen ilginç olaylar anlatıyor. Kitabın ana karakteri Akakiyeviç'in tek mutluluğu şevkle yaptığı işiydi. Onun artık yama tutmayan giyilmeyecek haldeki paltosu memurlar arasında dalga konusu olur. Yediğinden içtiğinden kısarak aylarca biriktirdiği parayla güç bela bir palto alan Akakiyeviç’in başına gelen olaylar anlatılıyor. Gogol hayatın boşluklarını, yalnızlığını, bir devlet memurunun sıradanlığının doruk noktalarına nasıl ulaştığını anlatıyor. Aynı zamanda toplumdaki hiyerarşinin acımasızlığı, geçim sıkıntısı, zorbalık ve silinmiş bir karakter olmanın verdiği hüzün gibi duyguları hissettiriyor okurken. "Palto", dönemin Rusya'sına ayna tutan bir eser. Toplumsal duyarsızlığı, ahlaki çöküşü, ekonomik sıkıntıları çok güzel resmediyor.
İnsan ve Toplum
PaltoNikolay Gogol · Can Yayınları · 202546,3bin okunma
Zoraki erdem, erdem midir?
Puan vermedi·172 syf.··
2022 11. kitabı
Anthony Burgess'a, 1959 yılında beyin tümörü teşhisi konuluyor ve bir yıllık ömrünün kaldığını söyleniyor. Ölümünün ardından karısının geçimini sağlaması için kitaplar yazmaya başlar. Burgess bu süre içerisinde biri Otomatik Portakal olmak üzere toplam beş tane roman yazıyor fakat sonradan teşhisin yanlış olduğu anlaşılıyor. Kitap, okurun kafasında bir çok soru yaratabilecek, konusu bakımından özgün ve sürükleyiciydi. Kesinlikle tavsiye ederim. (Spoiler içerir) Freud'un yapısal kişilik kuramındaki id kavramı yani zevk temelli iç güdüsel arzular olan cinsellik ve şiddet kitabın ilk bölümlerinde oldukça ön plandadır. Kitabın baş kahramanı Alex ve çetesi aklınıza gelebilecek her türlü kötülüğü ve yasadışı işleri yapan, adeta suç makineleridir. Arkadaşlırı tarafından ihanete uğrayan Alex tutuklanır. Kitabın ikinci bölümde ise Alex'in tutuklu kalma sürecinde yaşadıkları anlatılmaktadır. Hükümet toplum kurallarına karşı çıkanları aynı yerde toplamak yerine onları iyiliğe zorlayan bir uygulama ile suçluları özgürlüklerine kavuşturacaktır. Özgürlüğüne kabuşabilmek için Alex gönüllü kobay seçilir. Sadece iyilik yapmakla görevli bir makineye dönüşür. Kişinin elinden iyilik ve kötülüğü seçme hakkı alınabilir mi? Bu kişiyi özgür kılar mı? Bu uygulamadan sonra Alex Otomatik Portakal'a dönüşür. Alıntı: "Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir." Kitabın üçüncü bölümünde ise Alex sözde özgürlüğüne kavuşur. Daha önce kötülük yaptığı insanlarla bir şekilde karşılaşır şiddete maruz kalır. Bir makineye dönüştüğü için artık kötülük yapamaz yaptığında da çok acılar çeker. Otomatik Portakal sistem eleştiren bir eserdir. Hükümet, otomatik tepkiler veren makinaya dönüşen bir yığın insan kalabalığı yaratmaya çalışmaktadır buna karşı çıkan siyasi kişiler
İnsan ve Toplum
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma