Dileğim ben

inandığım güvendiğim ve heveslendiğim şeyler tarafından yaralanmadığım bir hayat diliyorum
Hayata Dair
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nereye gideceğimi bilsem koşa koşa gideceğim..
1000Kitap
Sosyal medya artık bir paylaşım platformu değil, bir zihinsel işgal alanı. Hiç görmediğimiz insanların lüksüne, hiç dahil olmadığımız ilişkilerin krizlerine, okumadığımız kitapların özetlerine ve bizi hiç ilgilendirmeyen fikir savaşlarına zorla ortak ediliyoruz. Ekrandan taşan bu 'görsel ve duygusal şiddet', bizi kendi hayatımızın sessizliğinden mahrum bırakıyor. Hepimizin hissettiği bu tükenmişlik, aslında sınırları ihlal edilmiş bir zihnin sessiz çığlığı.
Hayata Dair
Hayat mücadelesinin zalimliğine uygun değilim. —W. Somerset Maugham
Hayata Dair
Geçenlerde önüme düşen bir videoda, bir başkasının okuyup özetlediği kitaptan aldığı notları, bir başkasının fon müziğiyle pazarlayan birine rastladım. Bilginin geri dönüşüm kutusundan beslenen bir tür "bilgi tefeciliği". Eskiden bir fikre varmak için yollar yürünür, sayfalar devrilirdi; şimdi bir fikre "maruz kalıyoruz". Zaman o kadar dar, tahammül o kadar lüks ki, kimsenin bir hakikatin peşinde çıraklık yapmaya niyeti yok. Herkes usta doğmak, hemen dönüşmek, ilk otuz saniyede aydınlanmak istiyor. Eskiden referansımız dimağımızda yer eden satırlardı, şimdi algoritmanın önümüze fırlattığı o meşhur reels videosu. Yeni normal bu ve evet, muhtemelen bunu yargılamak treni kaçırmış bir ihtiyarın homurtusundan farksız. Fakat asıl hayranlık uyandırıcı olan, bu "topla-parlat-sat" zihniyetinin yeni dünyanın en aristokrat mesleğine dönüşmesi. Bu uçsuz buçaksız enformasyon lağımında, doğru çöpü bulup, üzerine biraz estetik esans sıkıp yeniden piyasaya sürenler kazanıyor. Dijital çağın yeni fatihleri, içerik üretenler değil, başkalarının içeriklerini iyi tasnif eden bu modern istifçiler. Eleştirmiyorum, aksine hayranlıkla izliyorum; çünkü arzı yaratan, bizim o kronik açlığımız. Bizler, bu hız ve içerik medeniyetinin o çok meşgul, o çok seçkin üyeleriyiz. Suç ve Ceza’nın o tekinsiz atmosferinde Raskolnikov ile birlikte terleyecek vaktimiz yok; bize o vicdan azabından süzülmüş iki satırlık bir aforizma, altına kahve fincanı konmuş bir story, birkaç saniyelik entelektüel duruş lazım. Derinlik, bu çağın sırtındaki en büyük kambur. Biz derinleşmek değil, yüzeyde çok iyi yüzdüğümüzü kanıtlamak istiyoruz. Çünkü artık tanrılar kurban değil, yalnızca "etkileşim" bekliyor. Tapınaklar kapandı, yerini bildirim ışıklarına bıraktı. "Ben bu oyunun dışındayım, ilgi istemiyorum" diyenlerin o
Hayata Dair