Dilek

Kurt Lewin/ Motivasyon ile ilgili kesitler
Lewin kişiyle çevresi arasında bir denge hali olduğunu kabul etmiştir. Bu denge zarar gördüğünde bir gerilim oluşur, bu gerilim dengeyi yeniden sağlama çabalarında harekete sebep olur. Lewin insan davranışının, gerilimlerin sürekli görünümünü, hareketi ve rahatlamayı kapsadığını düşünmüştü. Gerilim-hareket-denge sıralaması ihtiyaç-faaliyet-rahatlama sıralamasına benzemektedir. Her ne zaman bir ihtiyaç hissedilse bir gerilim hali yaşanır ve organizma dengeyi yeniden oluşturmaya çalışarak bu gerilimi çözmek için harekete geçer Lewin'in teorik sistemi çok miktarda önemli araştırmanın yapılmasına sebep olmuştur. Bir dizi araştırma Lewin'in gerilim sistemi (tension system) düşüncesi ile ilgilidir. Gerilim motivasyon veya ihtiyaç alma anlamındadır ve Lewin bir amaca ulaşıldığında gerilimin boşaldığını düşünmüştü. Gerilim sistemi önermesinin ilk deneysel çalışması lebinin nezareti altında, 1927 yılında Bluma Zeigarnik tarafından gerçekleştirildi. Deneklere bir dizi görev verildi ve bunların bir bölümünü tamamlayıp kalanları tamamlamadan çalışmaları bölündü. Durumla ilgili olarak Lewin'in sistemden şunları tahmin edilebilirdi:(1) yerine getirilmesi için bir görev verildiğinde denekte bir gerilim sistemi oluşur, (2) görev tamamlandığında bu gerilim dağılır, (3) görev tamamlanmadığında, gerilimin sürmesi büyük bir ihtimalle görevin hatırlanması ile sonuçlanır. Zeigarnik'in sonuçları deneklerin tamamlanmamış görevleri, tamamlanmış görevlerden daha kolay hatırladıkları yönündeki tahminleri pekiştirmiştir. İzleyen pek çok araştırma, zamanla zeigarnik Etkisi(zeigarnik effect) olarak bilinen bu fenomen ile ilgili olarak yapılmıştır.
Sayfa 559·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Wertheimer
Wertheimer, çağrışımcı öğrenme teorisinden elde edilen geleneksel mekanik eğitim alıştırma ve talimlerini ve ezberciliği şiddetle eleştirmişti. Gelişigüzel yinelemelerin nadiren verimli olduğunu iddia etmiş ve içgörüden çok ezbere dayalı bir öğrenme içerisindeki öğrencinin, bir problemin farklı bir şeklini çözmedeki yeteneksizliğinden bahsetmiştir. Bununla birlikte isimler ve tarihler gibi bazı materyallerin yinelemelerle güçlenen çağrışım aracılığıyla ezberden öğrenilmesi gerektiği konusunda hemfikirdir. Yinelemelerin bir noktaya kadar faydalı olduğuna ancak adet haline gelmiş bir kullanımın gerçek yaratıcı veya üretken düşünceden ziyade mekanik Bir performans ortaya koyacağına inanmıştı.
Sayfa 550·Kitabı okuyor
Rotter/ İçsel ve dışsal kontrol odağı
Rotter'in sosyal Öğrenme teorisi ayrıca pekiştireçlerin kaynağı ile de ilgilenir. Araştırmaları göstermiştir ki bazı insanlar pekiştirmenin kendi davranışlarına bağlı olduğunu düşünürken, bazı insanlar pekiştirmenin dışsal güçlere bağlı olduğunu düşünmektedir. 1 gruptaki insanların iç kontrol odağına, 2 gruptaki insanların ise dış kontrol odağına sahip oldukları kabul edilir. Bu iki kontrol kaynağı davranış üzerinde farklı etkiler gösterirler. Dış kontrol odaklı insanlar sahip oldukları yetenekleri ve davranışlarıyla alacakları pekiştireci üzerinde ancak çok az şeyi değiştirebileceklerini düşünürler. Ve bu yüzden kendi durumlarını değiştirmek veya iyileştirmek için ya hiç çaba göstermezler ya da çok az çaba sarf ederler. İç denetim odaklı insanlar ise kendi yaşamlarından sorumlu olduklarını düşünürler ve bunu uygun davranışlar ortaya koyarlar.
Sayfa 511·Kitabı okuyor
Julian Rotter/ Sosyal Öğrenme Teorisi
Rotter, sosyal öğrenme teorisi (social learning teory) terimini kullanan ilk kişidir. Rotter, Bandura'nın yaklaşımına benzeyen ve içsel-öznel deneyimlerim varlığını kabul eden bilişsel bir yaklaşım ortaya koydu. Bu nedenle Rotter'in davranışçılığı (yinelemek gerekirse tıpkı bandura'nınki gibi) Skinner'ın davranışçılığından çok daha az radikaldi. Roter bireysel deneklerle adeta bir yalıtım içinde çalıştığı için Skinner'ı eleştirmiş, davranışlarımızı her şeyden önce sosyal deneyimlerimiz yoluyla öğrendiğimizi iddia etmişti.
Sayfa 510·Kitabı okuyor
Bandura/ en çok kimin davranışlarından etkileniyoruz?
Bandura, davranışlarımızı etkileyen modellerin nitelikleri hakkında geniş çaplı araştırmalar yapmıştır. Edindiği sonuçlar göstermiştir ki en fazla bizimle aynı yaşta ve cinsiyette olan insanların davranışlarından etkileniyoruz. Bundan başka statüsü ve prestiji yüksek modellerden de etkilenme eğilimindeyiz. Ayrıca yapılan davranışın tipi taklit derecemizi etkilemektedir. Basit davranışlar karmaşık davranışlara göre çok daha fazla taklit ediliyor. Düşmanca ve saldırgan davranışlar kuvvetle taklit edilen davranışlar arasındadır özellikle de çocuklar tarafından (Bandura, 1986). Bu nedenle nelere şahit olduğumuz-ister gerçek hayatta ister medyada-davranışlarımızı etkileyebilir.
Sayfa 506·Kitabı okuyor