Dilek

Davranışçiliktan önce düşünme süreci teorisi
Davranışçılığın gelişine kadar, düşünce süreçlerinin geleneksel görüşü "merkezi" düşünme teorisiydi. Bu teoriye göre düşünme süreci beyinde gerçekleşiyordu, "düşünme o kadar zayıf bir faaliyetti ki sinir akımları, motor sinirler üzerinden kaslara geçmiyor bu nedenle kaslarda ve içsalgı bezlerinde tepki oluşmuyordu" (Watson,1930, s.239). Bu teze göre, düşünme süreci kas hareketlerinin yokluğunda ortaya çıktığı için gözlem ve deney yoluyla ulaşılabilir değildir. Düşünmeye, soyut ve fiziksel bir referans olmayan sadece zihinsel bir şey gözüyle bakılmıştı. Yapısalcılar tarafından kullanılan imge kavramı Bu bakış açısına bir örnektir.
Sayfa 443·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Watson/ Öğrenme / koşullanma
Watson'a göre içgüdüler ve kalıtım yoluyla gelen yetenekler yoktur. Yetişkin, çocukluk koşullanmalarının bir ürünüdür. Bu nedenle öğrenme davranışçılıkta hayatı öneme sahiptir. Watson'un öğrenme ile ilgili görüşleri koşullanma ile birleşmeye doğru ilerlemiştir.
Sayfa 438·Kitabı okuyor
Wundt ve Titchener'ın denekleri /davranışçı denekler farkı
Wundt'un yaklaşımında ve Titchener'ın yapısalcılığında denekler hem gözleyen hem de gözlenen idi yani denekler kendi kendilerini bilinç deneyimlerini gözlemliyor idi. Bu şekliyle onların rolü deneycinin rolünden çok daha önemli oluyordu. Davranışçılıkta ise deneklerin rolünün daha az önem taşıdığı farz ediliyordu. Gerçek gözlemci (deneyci) dene koşullarını oluşturur ve ardından deneklerin bu koşullara ne şekilde tepki verdiklerini gözlemler. Böylece insan deneklerin deneydeki statüleri indirgenmiş oldu, onlar artık gözlemlemiyorlar sadece davranıyorlardı. Ve hemen herkes davranışta bulunabilirdi -çocuklar, zihinsel özürlüler, hayvanlar. Bu bakış açısı Psikolojinin imajını veya insanı "bir uyarıcı-tepki mekanizması: deliklerden birisine bir uyarıcı koyar ve bir paket tepki alırsınız"şeklinde gören modelini güçlendirmişti.
Sayfa 435·Kitabı okuyor
Koşullu tepki ve koşulsuz tepki kavramını anlamak isteyenlere:
Pavlov'un ilk deneyleri oldukça basitti. Elindeki küçük bir ekmek parçasını köpeğe yemesi için vermeden önce gösteriyordu. Köpek ekmeği görür görmez salgı başlıyordu. Yiyecek parçası köpeğin ağzına konulduğunda köpeğin gösterdiği salgı tepkisi sindirim sisteminin zaten doğal olan refleks tepkisidir, bu tepkinin ortaya çıkması için öğrenme gerekli değildir. Bu yüzden Pavlov bu tepkiye doğuştan veya koşulsuz tepki (unconditioned response) adını vermişti. Bununla birlikte yiyeceğin görüntüsüne salgı tepkisi vermek reflekse dayanan bir cevap değildi, öğrenilmesi gerekiyordu. Pavlov bu tepkiye koşullu tepki (conditional response) adını verdi. Bu tepki koşullu idi çünkü yiyeceğin görüntüsü ile daha sonra onu yeme faaliyeti zihinde birleştirilerek bir çağrışım oluşturulmuştu.
Sayfa 396·Kitabı okuyor
Ivan Petrovitch Pavlov/ Şartlı Refleks/ Köpekle yapılan deney
Tipik bir koşullanma deneyi şu şekilde yapılır. Koşulu uyarıcı-örneğin bir ışık-verilir. Hemen ardından koşulsuz uyarıcı-yiyecek-hemen gösterilir. Birkaç kez yiyecek-ışık çiftinin gösterilmesinden sonra hayvan ışığın görüntüsüne salya salgılar. Böylece hayvan koşullu uyarıcıya tepki vermeye şartlanmış olur. Işık ve yiyecek arasında bir bağ veya çağrışım kurulur. Öğrenme veya şartlanma, birkaç defa ışığı yiyecek takip etmedikçe gerçekleşmez. Bu nedenle, öğrenmenin oluşabilmesi için pekiştirme (reinforcement) yani besleniyor olma gereklidir. Koşullu tepkilerin şekillenmesi araştırmalarını ek olarak Pavlov ve arkadaşları, hepsi günümüz psikoloji literatüründe gayet iyi tanımlanan terimler olan pekiştirme, sönme, kendiliğinden geri gelme, genelleme, ayırt etme ve üstelli koşullanma gibi diğer olguları araştırdılar.
Sayfa 398·Kitabı okuyor