@dileklekitap

@dileklekitap
@Dileklekitap
114 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
6/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 125. kitabı
Çocukluğumda; akşam olup da lambalar yandığı zaman hep neyi merak ederdim biliyor musunuz? Özellikle hüzünlüysem. Acaba o evdeki mutlu mu? Şu an içinde bulunduğu zaman akıp gidiyor mu benimki gibi? Ben ağlıyorsam eğer o gülüyor mu? Herkes evinde huzurlu mu yaşıyor? Penceresinde ışık olan her ev mutlu muydu? Bence asıl soru buydu. Maalesef hayat herkese toz pembe yüzünü göstermiyor. Hatta bazen savurdukça savuruyor. İşte bu kitapta onların hikayelerini okuyacaksınız. Kavuşamayan sevgililerle birlikte hüzünlenecek, sahte sevgileri okuduğunuzda öfkeleneceksiniz. Hele bir de yitirilmiş bir can varsa tarifsiz bir gam içinde olacaksınız.
İçimde İntihar Korkusu VarFaruk Yiğit Araz · Hayykitap Yayınları · 202035 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 124. kitabı
Anne ve babasının ayrılığı ile ruhunda büyük boşluklar oluşan, hayatının en travmatik olayını yaşayan Audrey Hepburn oldukça zor bir çocukluk geçirmişti. 2. Dünya Savaşı’nı yaşamış, Nazi işgali altında direnişe yardım ederek hayatta kalmıştı. Savaş sona erdiğinde yiyecek ve ilaç dağıtımında, yaralı askerlerin bulunduğu bakım evlerinde görev almıştı. Sonrasında ünlü bir bale okulunda eğitim alma fırsatı yakalayarak komedilerde ve müzikallerde yer almıştı. Bir kaç yıl sonra da o artık bir başrol oyuncusuydu. Güzelliği ve zarafetiyle 1950-1960 lara damgasını vuran ünlü Hollywood oyuncusu #audreyhepburn . Aristokratik, narin, kusursuz yüz hatlarıyla şık giyim tarzında bir moda ikonu, #audreylook imajının sahibi, pek çok modacının ilhamı. Sinemanın gelmiş geçmiş en güzel yüzlerinden biri. Peki bunlar olurken #audrey mutlu muydu? Savaşta ayakta kalmıştı, şöhretin getirdiği sorumluluğun altında eziliyordu. Daha çok sigara içiyor, depresyona giriyordu, çok mutsuzdu. Yıllarca çocuğu olmadı mesela. Pek çok düşük yaptı, ölü doğum yaptı. Evlendikten 6 yıl sonra ilk oğlu Sean’ı kucağına almıştı. Bir taraftan da evliliğini ayakta tutmaya çalışıyordu ama başaramadı. Yıllar sonra ikinci evliliğinden ikinci oğlunu dünyaya getirdi ama bu evliliği de uzun sürmedi. #unicef in iyi niyet elçisi olarak çalışmaya başlamıştı ama 5 yıl sonra kolon kanserinden hayata gözlerini yumdu. Belki de #rob ile tam da aradığı aşkı bulmuşken. Yazarın ilk #biyografik kitabıdır. Güçlü bir mücadelenin hikayesini okudum. Ne çok üzüldüm Audrey’e. Yokluğu yaşadığı gibi varlığın içinde de yokluk hiç bırakmamış yakasını. Sanki hep yalnız kalmış o gösterişin içinde. Aşkta hep yalnız kalmış. Bir çırpıda
5/10
·204 syf.··
2020 123. kitabı
Merhaba, yine yaşanmışlıklarla dolu bir kitapla birlikteyiz. Karakterimiz ibret dolu yaşamının kaleme alınmasını istediği için yazarımıza ulaşıyor ve bu hazin hikaye de böylelikle başlıyor. Evin hayal kırıklığı olarak dünyaya gelmiş Sevgi. Kız çocuğunu sevmeyen, değer vermeyen bağnaz bir anne babanın kucağına doğuvermiş. Ne yazık ki insan ailesini seçemiyor. İşte Sevgi’nin de başına ne geldiyse sevgisizlik, kabul edilmemek ve kardeşine varana kadar yediği dayaklar... Birini sevdiyse eğer ya karşı taraf sahip çıkmamış ona ya da ailesi tarafından mutluluğuna rest çekilmiş. Hayalleri hep yarım kalmış. Tecavüze uğramış, hamile kalmış, doğurduğunda bebeği satılmış, gözünü açmış ama konuşturulmamış bile. Hep susturulmuş Sevgi. Hem ayak bağı yapmış kendilerine ailesi onu, hem her türlü kullanmışlar hizmetlerinde ama bir türlü değeri bilinmemiş. Evlenmiş, tekrar anne olmuş ama bu sefer de derdi bitmemiş. Kayınvalide, kayınpeder, görümceler, kocası derken, çekecek çok çilesi varmış Sevgi’nin. Okurken karaktere çok kızıyorsunuz. Başına gelen olaylardan ders çıkarmadığı için ama bir tarafınız da merhametini esirgemiyor. Çünkü Sevgi ne yaparsa sevilmek için yapıyor. Her kapıyı bunun için çalıyor aslında. Yaşanmışlık okumak en sevdiğim, her okuyucuya mutlaka bir şey katar fakat olaylar biraz hızlı gelişmiş kitapta. Mekan ve şahıslarda da bir betimleme olsaydı, üslup biraz daha süslenseydi daha çok ilgi çekici ve etkili kılınabilirdi. Yazarımız @fatma_asarsolak toplumumuzun kanayan bir yarasını dile getirmiş, yazım hayatında başarılar dilerim, kalemi daim olsun.
Sır ve GünahFatma Solak · Herdem Kitap · 20208 okunma
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2020 122. kitabı
Hepimiz özledik değil mi çocukluğumuzu, saflığımızı, sokaklarda oynadığımız oyunları, eski evlerimizi ve hatta somyalarımızı, minderlerimizi. Çocukluğuma döndüm #eyaşkbiziaffet le. Saklambaçlar, uzun eşekler, ıslık isterizler... Oyun oynardık, telefon, tablet, bilgisayar bilmeyen, tüplü televizyon izleyen nesil çocuklarıydık biz. Kavgalarımız, küslüklerimiz dahi saftı bizim. Soba ile ısınırdık, portakal kabukları koyardık üzerine, patates dilimlerdik, oydu bizim cipsimiz. Kitapta ne güzel söylemiş yazar, bakıyorum da şimdiki nesle, edepten değil de telefondan dolayı başlarımız öne eğik. Evet şimdi herkes şikayetçi hayatından çocuk, genç, yaşlı farketmez. Büyüklere hürmet zaten yok. Çocukluk hiç yok. Öyle bir kapılmışız ki dünyaya vay halimize. Şöyle bir silkelenmek için yazarımızla sohbet edebilirsin bu kitapta. Öyle güzel hikayeler de var ki, #kurbağaveakrep in hikayesi, karanlık tünelden geçen askerlerin heybelerine doldurdukları taşların hikmeti. Okudukça derinlere indiğin ve oradan çıkmak istemediğin ruhuna lezzet bir kitap. Hadi heybelerimizi bu kıssalarla doldurmaya...
Ey Aşk! Bizi AffetFatih Aydemir · Hayykitap Yayınları · 202064 okunma
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2020 121. kitabı
Nedir bu hormon bozucular? Vücudumuzdaki hormonlara benzer etki gösteren, hormonların salınımlarını bozan, ya da oluşturacakları etkileri arttıran veya azaltan kimyasal maddelerdir. Canlılarda olumsuz sağlık etkilerine sebep olan bir kimyasal madde veya bileşiktir. Günümüzde obezitenin artması, kanser türlerinin daha sık görülmesi, erkeklerde sperm sayısının düşmesi, tüp bebek oranının artması, ergenlik yaşının giderek küçülmesi neden sizce? Bunu toplum olarak düşünmekte ve hep tartışmaktayız. Peki bunun önüne geçemez miyiz? Belki biraz zor çünkü toplum olarak artık kolaya alışmış bir yapıdayız. Fakat önlemlerimizi alıp yavaşlatabiliriz diye düşünüyorum. Nasıl mı? El ve vücut temizliğine oldukça önem vermeliyiz. Çünkü bu kimyasal maddeler deriden emilerek de vücuda girebiliyor. Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek en güzeli. Bilinen, güvenilen markaları tercih etmeli, ürünlerin son kullanım tarihine dikkat etmeliyiz. Meyve ve sebzeleri tüketmeden önce iyice yıkamalıyız. Yemekleri mikrodalgaya plastik kapla koymamalıyız. Aşınmış plastikleri kullanmamalıyız. Hazır konserve gıdalar yerine taze gıdalar tercih etmeliyiz. Bu önemli bilgilerle biraz olsun hayatımızı bir düzene koyabiliriz.
Hormon BozucularAtilla Büyükgebiz · Hayykitap Yayınları · 202032 okunma