Dilge herif

Dilge herif
@Dilgeherif
Gençten bir adam Hikayesi kısa
Bağır
Uzak dur çocuk ! Ellerimiz atesli Sevgimiz uçurum kaçkınıdir bizim. Yaman eser küfürler yalana hayran kelimelerde.. Yaklaşma çocuk ! Sofralara düştü iki yüzlü yaralı kurtlar Çalıntı dişlerle büyüyor karınlar. Ne köz ne kömür ruhlarımızı yakan Çok kez yada çoğu, kes Ruhu bedeninden önce ölmüş elbise taşıyanlar.. Sen bakma çocuk ! Zehirden merhemler süreriz biz yaralamiza Acimasizligimizsa sehvetimizden Paklayacaksa bizi Üç kere adını tekrarlamak Üç kere kokunu çekmek burunlara İğne ucu kalmayacak kadar ruhumuza vicdan isteriz. Sen gelme çocuk ! Bağır, Bağır, Bağır !
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yokluk
Bi kelime arıyorum. ufalanmis acılarımı bi araya toplayıp çengel iğneyle etime tutturmuş tüm yaşanmışlıkları tek seferde atabilecek. Bi kelime bulmak istiyorum gönül kanımı akıtan,göğsümde gizli havayı solutmayan gamımın sırrını çözecek. Nolur bi kelime bulun bana ! Vuslatın karşılığı can olsa ödenecek. Bi kelime getirin allah aşkına! Yedi kat semaya karışmış yoksul gönlüm bu ağır yükün eri değil. Bi kelime ulan. Bir kelime..
Hüzn
Bu gecede hüznümü masada buldum. Kağıtların arasında kelimeler bir is gibi sardı kafatasımı. Tahribat gücü yüksek acılar bu gecede kırdı camlarımı. Islandım. Anı bile olamayacak anlar yağıyordu ve yığılıyordu içeriye. Çiçeklerimi koydum masaya. Dallarında gebe yeni canlar filizlensin istedim.Oysaki bi yaprak yavrusu kadar yeşildi.Ellerimde bi salyangoz yumusaklığı, masamda yapış yapış kelimeler. Perdeyi cektim. Rengi döküldü gecemin. Ah ulan ! Bu gece de hüznü masaya bıraktım. Dudak değmemiş hayaller kırdı sandalyemi. Kıçım oturmaktan, Yağmur yağmaktan, Ve perde arkası bi yıldız sırıtmaktan hiç vazgeçmedi. Benimse ah etmiş yüreğim düşüverdi ortanıza. Eski bir savaştı bu ve hiç berabere bitmedi.
Koku
Her gece bi gündüzün içine akıyordu ılık ılık. Bense oturduğum yerde bi çığlık yutup upuzak bi şehri özlüyordum. Biliyordum ben. Biliyordum ben çünkü şehre ağır geliryordu kokun. Kuşlarım düşüyordu gökten Ve ben siyriliyordum topraktan. Gecenin karanlığında konuştuklarımı dinliyor, Pırıl pırıl bir ilkbahar akşamıyla kavga ediyordum yeminler içinde. Deniyordum ve secdeye anılarımi koyup kokun yavaş yavaş terk etsin istiyordum şehri rüzgarla Benim kuşlarım düşüyordu damımdan. Şehrin başı dönüyordu kokundan.. Sonra bi çocuk bagiriyordu. Uzaklardan, Çok uzaklardan. Ben biliyordum..
Yatak
Uykun. Bir ebabil yavrusu kadar tüysüz Ve sıcak Oysa Sır vermeyen gözlerin kaçıncı ruyasinda. Ayaktami uyuyacak hep böyle Şu yerler Şu gökler Hep nanemi kokacak nane Oysa Uyuyabilmen için senin Önce yatağın esneyecek.