İbni Mesud şöyle demiştir: Kur’an, insanlara kendisiyle amel etsinler diye indirilmiştir. Onlar ise sadece okunmasını amel kabul ediyorlar. Onlardan biri, Kur’an’ı Fatiha’dan sonuna kadar hiçbir harfini terk etmeden okur, fakat onunla amel etmeyi terk eder!
“Dünyanın tamamı kendi mülkleri olsa, bundan dolayı âhirette herhangi bir suâlle karşılaşmayacaklar ve Allahın nezdinde kendilerinde ayrılan ecirden de bir eksilme olmayacak.” Onlar yine zühd içinde yaşarlar. Çünkü onların eşyâya karşı zühdleri Allah’ın dünyayı yarattığı ve asla ona nazar buyurmadığı günden beri devam etmektedir. “Eğer dünyanın, sivrisineğin kanadı kadar bir değeri olsaydı Allah kafire bir yudum su vermezdi.” 
Yahyâ b. Muâz der ki: “Dünya gelin gibidir. Dünya heveskârı olan kimse onu süsleyen berbere benzer. Dünyaya değer vermeyen zâhid ise onu suratını asar, onun saçını başını yolar, elbisesini parçalar ve güzelliklerini izâle etmeye çalışır. Ârif ise efendisi ve Rabbı ile meşgul bulunduğu için onu hiç değer vermez. Ârif marifeti sırasında gereken edebi koruyamazsa helak olur.