Yaptığım hataların bir kitap tarafından yüzüme vurulacağını tahmin etmemiştim. Günlük hayatta yaptığımız hataları ve doğruları göz önünde tuttuğumuzda, aslında çoğu hatayı da doğruymuş gibi dile getirebilecek bir kapasiteye sahibiz. Ancak meseleye derinlemesine baktığımızda, yanlış bir davranış sergilediğimizi fark ediyor ve ne yaparsak yapalım bilinçli bir şekilde hareket etmemiz gerektiğini anlıyoruz.
İşte bu eser, bunu bize detaylıca anlatıyor. Okudukça “E, bunlar zaten bildiğimiz şeyler.” dedirtebilir; fakat emin olun ki uyanmak için en güzel kitaplardan biri.
Kitabın önsözünde Said Nursi'den bahsediyor onun öneminden ve kişiliğinden. Ama sadece şu kesiti almak istedim sizler için;
Bu esere niçin ihtiyaç duyduk?
Çünkü ne dert değişti, ne de ilâç...
Derdimiz, meselemiz, ne bir eserdir, ne de onun muhterem müellifi...
Onlar, bütün dünyada hak ettikleri yeri çoktan aldılar.
Meselemiz, günden güne, bütün insanlığın müthiş bir arayışla açlığını çektiği iman hakikatleridir. Allah ve Resulullah yoluna bir ışık, bir nur düşürmektir derdimiz... Çünkü insanlık, iyice bunalmış, daralmış ve soluksuz kalmış durumdadır.
Bundan dolayı hiç kimsenin malı değildir, eserleri!
Yazarının bile sahiplenmediği bu nurlu eserler, kimsenin tekelinde olamaz.
Bediüzzaman, bütün ömrünü, insanın mana motorunu çalıştırmaya hasretmiştir.
Bediüzzaman'ın bu kadar iyi olmasını küçüklüğünden beri dine karşı olan saygısını ve insanlara karşı olan açısını hiçbir şekilde tek bir kelime ile anlatılması yanında az kalır diye tercih edilmemiştir ve dini boyut olarak da müceddit diye anılmaktadır çünkü en güzel tarif ancak böyle olur.
(Müceddit: dini yenileyen, reform eden veya yeniden canlandıran kişiyi ifade eder.)
Sevgi sevgi şakıdı. Sevgi sevgi sokudu. Kuşandığı, her vakit sevgiydi.
İşte Bediüzzaman, iman ve ahlâk krizinin en kara ve karanlık bir anında sunuldu insanlığa. Manevi bataklığı kurutmak, karanlığa bir nur tutmak için görevlendirildi.
Kitabın ilerleyişi ve akıcılığı ile beraber içeriğinin insanı etkilemesi yönünden bayağı kuvvetli.
Kitapta alimlerin biyografileri ile kuvvetlendirilmesi de ayrı güzellik katmış. Beğendim ve tavsiye edebileceğim bir kitap. Fakat insandan insana değişebileceği gibi hayatına katmak istemeyen ve katamayan çoğu insan da bulunuyor.
Şöyle bir şey geçiyordu kitapta;
Yöneldiğinde bir ilme,
Dikkat et yüklendiğine.
Çünkü o yüktür sırtına,
Bil ne yükledin arkana.
İlmin de kendi içinde,
Bir sırası var kendince.
Bunu öğrendiğine göre,
Yönel artık en öndekine.
Bu dizelerle insanın sağlam zihnini kıymetli olan zaman içerisinde heba etmemeli ve daha dikkatli olması gerektiğini anlamalı.
Kitabı bitirdim ve kendime kattığım şeyleri umarım hayata geçirmeyi de başarabilirim ve zamanı en güzel şekilde kullanabilmeyi de.
Bu kitap birçok yönden geliştirme ve yönlendirme barındırıyor. Hasan el-benna hocanın 'Müslüman gençlere dersler' kısmında kısaca ele aldığı yazılar insanı bir şeylere teşvik ediyor. Kitabın akışı biraz yavaş ama hocanın kalemi de tartışılmaz. Ayrıca kitabın son kısmında 'söz veriyorum!' diye yazılan bölüm bütün Müslüman gençlerin dikkatlice okuyup hayatının bir köşesine alması gerekiyor. Bunu zamanla yayması da gerekiyor diye düşünüyorum. Ki eğer hoca sadece söyleseydi ve yol göstermeseydi bunun kâle alınacağını düşünmüyorum.
Bir arkadaşın hediye ettiği kitaptı ve gerçekten bir kitabı okurken ilk kez hangi cümlenin altını çizmekte karasız kaldım.. öylesine güzel öylesine herkesin anlayacağı dilden :)