"Firdevs Hanım'ın hiçbir zaman bir valide takayyütlerini hissetmeyen bu kadının ihmallerine,tesamuhlarına rağmen _bu aileye mahsus fıtri bir bilgiçlikle_Bihter de hemen her şeyden bir parça bilirdi.Mecmuaları karıştıracak, hikayeler okuyacak derecede Türkçe, Beyoğlu dükkanlarında sarf olunacak kadar Fransızca hatta her vakit Tarabya'dan tedarik olunan hizmetçi kızlardan öğrenilmiş Rumca bilir;piyanoda valsler,kadriller,romanslar çalar;icap ederse gayet vakarla,hisle okuduğu şarkılara hemen kendi kendine öğrenilmiş uduyla pek güzel refakat ederdi."
"Yanı başında gittikçe gençleşen,güzelleşen bu kızlar onun için mücessem bir itiraz, müşahhas bir istihza hükmüne giriyor, zaten hiçbir zaman aralarında valideliği çocuklarına rapteden duygularla küsayiş bulamayan bu üç kadının münasebeti bir rekabet münasebetinden harice çıkmıyordu.
"Cleo'nun ilk takma dişlerini taktırdığında ne kadar sevindiğini hatırlıyorum.Ne zaman ağzına bir şey atsa dişleri takırdıyordu ve bu benim o kadar sinirime dokunuyordu ki bazı akşamlar ona ters bir laf etmemek için sofradan kalkıyordum.Üstelik o adamı dünyadaki herkesten çok severdim.Sonra bir gün ya dişleri takırdamayı kesti ya da ben alıştım,bilmiyorum ama bir daha hiç oralı olmadım.En iyi ailelerde bile olur böyle şeyler."