Caner Özdemir

Caner Özdemir
@DimLight
Çatıdaki Çimenler
Biliyor musun? Hep rakı içince oluyor böyle şeyler Yani rakı içince özlüyorum seni Tuhaf ellerini.. Hep rakı içince kıyılıyor içim Siarım değişiyor sokakta Ben rakı içince biliyorum Yapabiliyorum her dileğimi..
Sayfa 41·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kalemin Hafızasından Mektuplar
Kalemin Hafızasından Mektuplar (iki) Sevgili Madam, sevgili naturanın en müteşekkir reveransı. Bugün çıkacak bir orman yangınından haber bekliyorum. Bir nilüfer içgüdüsüyle temizledim kendimi, zeminin kirinden özgür, göğün ağırlığına daha kudretli başkaldırıyorum. O herkese eşit uzaklıkta edilgen bir kararlılıkla yaşamdan üzerime düşeni reddetmeye hazır, çıkacak bir orman yangınından haber bekliyorum. Zamanı belirsiz lakin kapını çalarsa geyikler, karacalar, kaplumbağalar, tavşanlar; aç lütfen ve merak etme, ben gelemem.. Sevgili Madam, sevgili göğümün kızıl mihrabı. Genç fidanların sülüs kuyruğunda duyumsadığı gururun alt katına taşınıyorum. Söylenmez, bu yüzden söylemek istemiyorum ama iyi şeyler yapıyorum bir kaç gündür. İyi şeyler diliyorum daha da ve o iyi şeyleri yapabilmek için muhtaç duyduğum ritmi-gücü bulabilmek için bende kalanlarını kullanıyorum. Bende ne kadar varsın bu sıralar çok daha iyi kavradım. Dezavantajıysa, elbette seni daha çok özlüyorum. Sevgili Madam, kulağında bir kaç saat asılı kalacak bir küpe olabilmek için neler vermezdim misal. Kokunla şuurumun dağılma hızının eşit olduğunu buldum bulalı menzilinden dışarı çıkılan ilk adımın cehennemin ilk katı bildim. O zulme dayanamayan benim, şimdi senden bu kadar uzakta nasıl yandığımı tahmin edebilir misin ?
Edebiyat
Kalemin Hafızasından Mektuplar
Kalemin Hafızasından Mektuplar (bir) Sevgili Madam, sevgili güneş alan odam; Kelimelerden köprüler inşaa ediyorum bu sıralar, eylemlerimi ücralarıma sakladım büyük bir yılgınlık içinde, insanın insanda kazdığı en cesim boşlukla, anlamsızlık, dispne ve gereksiz atımlar malikiyim. Şuradan şurası çok uzak görünüyor oturduğum yerden. Oradan orasını hiç sorma. Dünyanın merkezinde duruyorum, tüm paralellerin en uzunu, tüm meridyenlerin en dikiyim sanki. Yönler fırlıyor içimden, her biri gidilesi; biraz daha biraz daha ileriyesi.. Bilmezsiniz Madam, buralarda güdümlü çağrışımlar bile aksiseda. Sözümü kesiyor sık sık dünde kalanlar. Tadımı kaçırıyor kalabalıklığım. Oysa gözlerimi kapatmadan önce tüm hatırladığım hatalarım için parmaklarımı bir bir kırıyorum. Affedilmek istemiyorum ama affedilirsem unutulurum. Sen de asla affetme beni sevgili Madam, asla unutma beni.. Dışarıda okuldan kaçan çocuklar prefabrik kentlerin üzerlerinden uçuyor, hepsinin gözleri kapalı. İsimlerini ağırlık kaybı olsun diye dökmüşler uçmadan önce yere. Çok fazla yükselemiyorlar ama hep bulutların altında süzülüyorlar; sokağın başından garip yarınlara doğru, yan yana. Üzülüyorum sevgili Madam, veremezdiklerimiz içimizde biriktikçe eziyor bizi. Bakamıyoruz yüzlerine biz olarak, artık hepimiz başka birşeyiz..
Edebiyat
Pol
Su & Annem - 4/4 En korktuğum şey ne, biliyor musun Anne ? Işığı görmek için daha kaç yara alacağız bu karanlık düzlemde ilerlerken tökezleye tökezleye.. En korktuğum şey ne, biliyor musun Anne ? Bilmezsin sen.. Bilmesen de gel otur kıyısına kirpiklerimin, kokundan bir uçurtma yenecek şimdi yerçekimini ve ömrüme giren tüm kadınların çizdikleri aynı gri kuştan daha yükseğe yükselecek gökyüzümde.. En korktuğum şey ne, biliyor musun Anne ? Gülümsemeler ezelden beri ihanet repliği gibi, tekrar tekrar ettiğimiz kendimize. Sanıyorlarki yanılgılarımızla barıştık ve her pazar kahvaltıdayız güle oynaya. En korktuğum şey ne, biliyor musun Anne ? Biraz kendim olmak. Hayır, evet aslında. Alarmı en uyunan saatlere kurulu her hüzün suyu çatlatacak kadar suskundur gün içi yaşar gibi yapmalarda, kalbinin ortasından sağ işaret parmağını sallayan bir geçmişten doğan atınımla yaşamaklarda veya.. En korktuğum ne, biliyor musun Anne ? Bilmezsin sen.. Bilmesen de gel otur yanıma. Büyük bir korkuyla doğurdun beni, çıplak doğurdun. Çıplak olmaktan korkum ve ben öyle yorgunumki artık, her gece çırılçıplak korku içinde uyumaya çalışmaktan. Yenemediğim tek korkumu sen verdin bana, ne acı değil mi verdiğin birşeyler sürekli savaşmak ? En korktuğum şey ne, biliyor musun Anne ? Arka bahçelerinden neşeli gülüşler yükselen insanların acılar içinde ölmelerini istememin nesi yanlış mesela ? Neyi doğru yapmış olabilirler diye düşünmekten alamıyorum kendimi.
Edebiyat
Pol
Su & Babam 3/4 Babam 16 yaşına kadar deniz görmemiş bir çocukluk bıraktı bana. Kırık bir “Pinokyo” bisikletten gizlice bakarak kontra “BMX” bisikletlere özenmek sonra. Ekmeğe hep ben gittim, eve gelirken almayı unuttuğu sigarasını market raflarında aramaya da ki cins bir marka sigara içerdi babam) bulmadan dönemezdim.. Tüm sınavlara yalnız gider, yalnız dönerdim; sıkı yönetim altında yaşayan annemin “sen yaparsın” okşayışları olurdu sadece sırtımda, her zaman da babamın sınava gireceğim okullarda önceden keşif yapmadığı içindir, iki saat erken giderdim, adres sora sora.. Akşam ezanından sonra cinler, periler fink atardı bizim mahallede. Babam yalan mı söyleyecek ? Çıkmazdık top oynamaya, misket yuvarlamaya.. Babam 16 yaşına kadar deniz görmemiş bir çocukluk bıraktı bana, yüzmeyi bilmem bu yüzden. Hiç babamın kollarında yatay durumda su yutmadım ben herhangi bir denizden, çocukken. Kullanılmış kitaplardan bana ait olmayan notlar ezberler, altını çizmediğim halde, kullanılmış orjinalinde altı çizik cümlelerle fikirler bilerdim inceden. Pijamayla girdiğim beden eğitimi derslerinde rezil olurdu babamın vurdumduymazlığı, oralı olmazdı bir süre sonra görüntü alışkanları. gerektiği kadar görmezden gelinirdi yanaklarımın mesken tutmuş kızıllığı. Çuvaldızla ayakkabı dikilmeyi abartırdı yırtıklarım, yeni modeller üretirdi annem dike dike ayakkabılarımı. Tabanları için yapabileceği pek fazla birşey yoktu da, iklimin ibne ılımanlığına kızmak gelirdi hep dışımızdan. Yağmuru da pek sevmem bu gibi sebeplerden.. Uzak uzak okullarda okumak istemediğimi söylesemde, duyamayacak kadar dibimde olurdu babam. Yürüye yürüye, okul yollarında bıraktım çocukluğumun yarısını bu yüzden. Kahvenin önünden geçmem için yalvarırdı bazen yorgunluğum, yorgunluğum yüzünden yolu kısaltma zorundalığım,
Edebiyat