Caner Özdemir

Caner Özdemir
@DimLight
Kalemin Hafızasından Mektuplar
Kalemin Hafızasından Mektuplar (beş) Dumlupınar Denizaltısı'nda ölmek için sona kalan asker gibiyim bu gece sevgili Eirene. Biraz önce çekip gidenlere verdiğim tüm o umutsuz sözlerin altında ezilerek ölüyorum aslında, havasızlık kenar süsü sadece. Dışımda bana ulaşmaya çalışanlar, içimde beni yanlarına, daha derine çekmeye çalışanlar arası araftayım. Tüm bunların dışında nefes alabilmek için saf bir kelimeye ihtiyacım var. Bir yerden duysam, birinden, ansızın, inme gibi, bu kati akinezinin kefareti olsa.. Saat Ay taşlama saati, karahindiba tarikatının tüm üyeleri derin uykuda, kaldırımları çatlatan karasal gelgit tüm karahindibaların kayıp tanrısı; kimse bilmiyor sevgili Madam. Sesini duyabiliyorum bazen, makineler sustuğunda, insanlar kendi boşlukları içinde dönüp durduklarında, atmosfer yenilenme seramonisi başında zerreleri bile topyekun redde girdiğinde duyabiliyorum seni. Başka yolu olmuyor, başka yolu yok.. Sevgili Madam, sevgili tanyerimin seyri doyumsuz magenta köpüğü. Farkettimki önemsemek Tanrı'dan insanlığa bulaşan ve çok fazla yan etkisi olan tedavisiz bir hastalık. Taşıyıcılar zamanla koşulsuz bir yalnızlıkla başbaşa kalıyorlar. Çünkü kesemedikleri iletişim önemseneni boğmaya ve onemseyenden uzaklaşmaya itiyor. Tanrı'nın da kesin ve sonsuz yalnızlığının sebebi belki de budur..
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kalrmin Hafızasından Mektuplar
Kalemin Hafızasından Mektuplar (dört) Bugün babamı kaybedişimin beşinci yıldönümü. Bir kaç gün öncede doğum günümdü. İnsanın bir kaç gün içinde geçici ama sert değişinlere girebilme becerisine her daim şaşırıyorum. Yine de aciz yaratık insanın bunun için bile çok absürd kabulleniş ya da kendini ikna edebiliş yeteneği var; Ya doğum günümle babamın ölüm günü arasında bir gün olsaydı ? Ama yine de bu yeteneğin darmadağın olabileceği bir tasarıda var. Ya aynı gün olsaydı ? Evet sevgili Madam, sevgili Ekim Çiçeği; doğum günüm kesinlikle umurumda değil ve evet, babamı çok özledim.. Bugün babamın ölümünün beşinci yıldönümü, üstelik dün doğum günümdü. Babamdan bir yıl daha uzaklaştım. İlk aylarda sesini unutmuştum sonraki bir iki yıl içinde bazı bakışlarını unuttuğumu farkettim. Bu sıralar yüz hatlarını hatırlayabilme egzersizleri yapıyorum. İki üç ayda bir karakalem portresini yapıyorum. Bitirdiğimi hemen ilk portresiyle karşılaştırarak aradaki farkları görüyorum. Buna hayatım boyun sürekli devam edeceğim sevgili Madam. Babamın yüzünü unutmak istemiyorum.. Bugün babamı kaybedişimin beşinci yıldönümü, ayrıca bugün doğum günüm. Kozmik şakacının parmaklarında ip kesiği..
Edebiyat

Caner Özdemir

, bir kitap okudu
10/10
·332 syf.·
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Cemal Süreya
8.2/10 · 32,3bin okunma
Striptiz
Usul usul giyinir Sabahları evinde İşte do, sonra sıradıyla Re Mi Fa Sol La Sonunda da şapkası Si
Sayfa 156·Kitabı okudu
Şiir
Kalemin Hafızasından Mektuplar
Kalemin Hafızasından Mektuplar (üç) Sevgili Madam, sevgili Eirene. Bana bir geçmiş bahşettiğin için öncelikle memnunum. Hayatıma verdiğin yön olmasaydı nerede olurdum bilmiyorum. Çocukluk anılarım, okul anılarım, askerlik anılarım herkesinkiler gibiyken sen beni diğerlerinden ayıran en büyük nüans oldun. Kalbimin daha önce varlığından haberdar olmadığım yanlarıyla karşılaştım. Gerçekliğin ve amacın tek vücuda sığışmış hali gibisin. Var olduğun için kime veya neye minnet duymalıyım bilmiyorun ama varlığıma tek kanıt olduğun içinde sana ayrıca müteşekkirim. Vardın, varsın ve daima var olacaksın. Karakterini geliştiren, içinde doğasından gelen şeyleri çoğullaştıran detayları vardır insanın. Yere daha sağlam, daha organize, daha donanımlı basmasını sağlayan küçük parçalar keşfeder farklı farklı etkileşimlerinde. Sen tümünü kendi sınırları içinde yaratmış ve büyütmüş nadir oluşumlardan birisin. Seni tanıdığım ve farkına vararak hiç geç kalmadan seni özümsediğim için çok huzurluyum. Böyle bir rastlantı her insana nadip olmaz biliyorum.. Sevgili Madam, sevgili dialektiğin ilk çağ oratoryosu. Ne çok insanlardı, etrafımızı sarmak, kent olmak adına merkezlerinde hapsolduğumuz ne büyük anomi. Bizi bir arada tutan şeylerin parçalanmasını en ön koltuktan izlerken, birbirimiz arasına yavaş yavaş gerilen sonbaharın mülteci yangınında bir çok anlamımızı kendimizi kpruyabilmeo adına bencilce feda ettik. İmge ve ironilerden yardım istedik ama kaçınılmaz agrafi ve afazi içinde sıfır kilometre ifadesizlik araçları olduk çıktık. Başa dönebilsek herşey farklı olur muydu bazen çok merak ediyorum. Sanırım bunun cevabı yok..
Edebiyat