Beni tedirgin etmeyen, bana güven veren tek şey kitaplardı. Kitaplar, salt söylenilmesi gerekeni söylüyor; bir başka şeyden söz ediyormuş gibi yapmıyorlardı. Ben elime almadığım zaman, suskundular. İçlerinden birini alıp da sayfalarım karıştırmaya başladığım zaman ise, söylemek istediklerini açık seçik söylüyorlardı.
Bir şeyi sevmedim mi, onu gördüğüm zaman tüylerim diken diken olur, işi kusmaya dek götürürdüm. Ama sevdiğim şeyi de, bir tutku, bir saplantı haline getirirdim. Sevdiklerimle nefret ettiklerim arasında ulaşılmaz, aşılmaz uçurumlar vardı.