Kilo verebilirsiniz ama bu, sağlığınıza kavuşmanızın bir garantisi değildir. Kilolu olup çok sağlıklı olunabildiği gibi zayıf olup fevkalade sağlıksız olmak da mümkün.
Bilimsel çalışmalar, şekerin alkol, nikotin ve kokain gibi bağımlılık yapıcı özelliği olduğunu göstermiştir. Diğer bağımlılık yapan maddeler gibi, aynı hazzı elde etmek için kişinin giderek daha fazla tüketmesi gerekmektedir.
Kana geçen 'șeker' süratle glikoz ve früktoza ayrıșıyor, glikoz, insülin etkisiyle süratle hücrelerin içine sokuluyor fazlası da karaciğerde ve kaslarda glikojen ve yağ olarak depo ediliyor. Fruktoz ise bir enerji kaynağı olmadığından sadece karaciğerde işlenebiliyor ve 'yağ' olarak biriktiriliyor. Son yıllarda obezite ile birlikte karaciğer yağlanmasının bu kadar yaygın olmasının sebebi iște bu! Kilolu olmayan birçok insanın, yapılan karaciğer ultrasonlarında karaciğer ve organ çevresi yağlanmasının görülmesinin nedeni de budur.
Alzheimer hastalığı, kalp-damar hastalıkları ve kanser vakalarında astronomik artış var. Son yüzyilda artan ortalama yașam süresi 100 senedir ilk defa geriye dönmeye bașladı. Bugün hayatta olan 30-40 yaşlarındaki insanların, anne/babaları kadar uzun yaşamayacağı anlaşılıyor.
Obezite, en basit tanımıyla, metabolizmamızın gıdalarla aldığımız ve yakamadığımız kalori fazlasını vücutta yağ olarak biriktirmesidir. Bu yağlar kalçamızda, göbeğimizde biriktiği gibi karaciğerimizde, kaslarımızda ve iç organlarımızda da birikiyor.