"Biliyorsun" dedim, "İstanbul Şubat ayında insanın ciğerini söker." Yumuşak bir sesle devam ettim. "Günlerce, gecelerce yağan yağmurdan için üşür, sürekli ıslakmış gibi hissedersin. Elini sürdüğün her şey ıslaktır sanki. Hava bir poyraz olur, bir lodos. Deniz dalgalı, günler karanlık..."