Emrah Altun

Emrah Altun
@Diogenaus
Düşünüyorum nasıl budandık bahara ulaşmak için. Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz. instagram.com/altunemo
Okur Yazar
Stockholm
36 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Anladım ki kendinden çok sevdiğin her şey acı veriyor, bazen varlığıyla bazen yokluğuyla. Anladım ki hayatta hiç kimse bir daha annemin çocukken saçımı okşadığı şefkatle okşamayacak ve bir daha hiç annem olmayacak. Anladım ki hep özlem olacak hayatta, bazen çok uzakta olanlara bazen aynı oda içinde olduklarına ve bazende hiç var olmamışlara. Ve Anladim ki Herşeye Kader demek çaresizlikden başka bir şey değilmiş!
Reklam
- Neden savaşlar oluyor biliyor musun ? -Çünkü dünya insansız başladı. Onsuz bitecek... Kar ve kaplan / Snow and tiger
Bilenler şiiri tamamlayabilir mi ?
Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
TOPRAĞIN KOKUSU
1- BÖLÜM Ölmek için doğmuştur ya insan; o yüzdendir ki her yağmuruu sonrası toprak kokusunu sever... Tolstoy Kavaklı köyü, Çukurova'nın en ücra köşelerinden Islahiye'nin Güney sınırına bataklık gölüne yakın bir yerdedir. Sıcak,nemli Çukurova yazında bir yemeklik aş gibi fokur fokur kaynar bataklık. Yanına bile yaklaşamaz insan. Bataklık kokusu o kadar keskindir ki ne kadar uzak olursa olsun yinede insanın burun direklerini sızlatır. Ama bizler artık bütün köy ahalisi olarak bu kokuya alıştık. Daha çok köyden yabancı biri köye geldiği zaman kokunun varlığını hatırlarız. O da kırk yılda bir. Bir yabancı gelecekte yolu kavaklı köyüne düşecek. Olacak iş değil! Kışları ise o kötü yanına bile yaklaşılmaz olan bataklık gök ile yek vücut olur. Saf Tertemiz bir su kaynağına dönüşür. Kirli,çamurlu su ilahi bir el değmiş gibi parıl parıl parlar. Bütün kötülüklerin içinde elbet bir güzelik olduğunu hatırlatır insana doğa ana. Yaşamın,doğanın,  kısacası varoluşun kadim Ve sonsuz bir sahibinin olduğunu fısıldar İnsana. Kavaklı köyü, öyle uzaktır ki medeniyet denilen hengameye, katır sırtında üç gün sürer Vilayet'e bu yolculuk. Sanırsın ki köy gizlenmek, yabancılardan uzak kalmak için kurulmuştur! Hani çok gelen gidende olmaz bu Allah'ın unuttuğu yerin. Hasat zamanı Rüstem ağa, adamları, ve kahyası topal Osman ile gelir. Onlarda köylünün kanını emer, iflahını keser. Elde ne var ne yok alıp götürürler. Din,iman,vicdan merhamet yoktur bu Yezid soylarında. Kavaklı köyü, dünyada ki bitmez tükenmez değişime inat Hale'n ilk kurulduğu gibi kalakalmıştır. Yıkık viran olmuş evleri yoksulluğu çaresizliği vurur her bakışta insanın yüzüne. Evleri kerpiç, damları ise topraktandır. Evlerin hemen yan odalarında hayvanları için ahır olarak kulanılır. İnsanlar, çoluk çocuk çaresiz Hayvanları
1980 CENNET NASIL CEHHENEME DÖNÜSTÜ. 1980 Mayis ayinda okulu bitirip diplomami aldim. Bizden istenen üç tercih illerin basina Erzincan, Diyarbakir ve Mardini yazarak atamamin yapilmasini beklemeye basladim. Okul, lokanta ve takside yoğun calismak beni oldukca bunalmisti. Köye gidip bu yoğun stresi atma karari aldim ve köye geldim. Bu ara erol Ates``te köydeydi. Birlikte Haci Dayimlarda yemege davetliydik. Yemek yedikten sonra hafifte siyasi bir tartisma icinde bulduk kendimizi. Haci dayim ; siz devrimciler sadece konusur ve hic bir sey yapmasiniz dedi. bende; olurmu dayi devrimciler emegin degerini en iyi bilenler ve üretkenlerdir dedim. Mademki öyle dedi sabah size is bulayim calisin bakalim. Niye olmasin her isi yapariz dedim. Zaten bu restlesme bize calismaktan baska bir yol birakmadi. Devrimcilerin prestiji söz konusuydu. Sabah erkenden bizi uyandirdi ve bizi dogru Rahmetli Haci Ismeilin evine götürdü. Varolan avlu duvarlari yikilacak ve saglam kerpicler ayiklanacak. Daha sonra Yeni yayladi bulunan bir ayni sekilde yikilacak ve kerpicler köye getirilecek. Bundan sonra planlanan evin bitisiginde bir Asxanê yapacaktik. Ustamiz muzaffer kicik, Ahmedî Nûre , ben ve Erol Calismaya basladik. görünürde 4 kisiydik ama Ehmêd ve Erol % 50 kapasite ile calisiyorlardi. Anliyacaginiz 3 kisiydik. Burdaki calismamiz bir hafta sürdü. Isten sonrada talep olursa kerpic kesiyorduk Erol ile. Dedikya devrimciligin prestiji sözkonusuydu. bu arada omêrî nesir ve Asiye Qamo icin istedikleri sayida kerpic kestik. Erol bu tempoya ancak bir hafta dayanabilde ve Adanaya gidip diplomami alacagim deyip bizden ayrildi. Koskoca köyüm tüm isleri icin 2 tam ve bir isciyle yolumuza devam ettik. Hic hesapta olmamasina ragmen köyde aranan bir isci konumuna kisa sürede ulastim. Kim kaparsa onun elinde
Sağlık