Neler hissettiğini anlıyorum, kederlenme artık.. zapt etmen gereken koskoca kendi dünyanı taşımakta zorlanıyorsun. Bir çıkış kapısının olduğunu da biliyorsun hem de bir adım ötende o boşluk.. ama içindeki aşkın sevgini de biliyorsun. Kendin, ölüm ve sevgi arasında bir üçgenin ortasında seni sarsan bu önü açık kasırgalardan hasar görüyorsun.. hala çok küçüksün boyundan büyük bir yere asıldın şimdi ayaklarını uzatmaya çalışıyorsun. Sana kimsenin inanmadığı gibi inandığımı da biliyorsun. Kazanacaksın, biliyorum. Aynı bir şarkının son sözünü bildiğin gibi..
Bi ölemedin..
Ama ölme.
Tekrar ediyorum
Yaşamalısın.
Uzun uzun esmeli
Şu gülüşler gökyüzünde
Sarmaşıklar sargın
Kokusu rengi duyulmalı semanın
Alın yazısı çarpık da olsa
Ne hacet taşı dikmeye
Böyle söyleme
Dur derim, durursun
Senden güçlüyüm
Ölümün karşısındaydım daima
Daima sen için…
Tanrım, neden insanlar mutlu olduklarında bile karşılarındaki kendisinin mutluluğuna karışmadığı halde neden kötü ve ukala olmak ister ki ? Bazı şeyler hiç söylenmemeli, söyleme.
Biri vardı
gözlerindeki çizgileri
Ölüme uzanmıştı
Pencere pervazına çıkmış
Uçuruma dikmişti gözlerini
Gece gündüz ağrıları çekiyor
Ve çare bulamıyor…
Ölümü yüceltiyordu çaresizlikten
Ölümün bundan haberi bile yoktu
Sonra amacı neydi ki
Sevilmek sevilmek tanrım
Sevilmediğini düşündüğü bu hayattan kurtulmak…
Ama sevgiyi buldu şimdi
Biliyor ama yine çaresiz
Onu kurtaracak kimdi bilmiyorum
Anlatmıştım ona çoğu kez
Kendi dışında aradı tüm sorunları
Sorunlar yarattı sorunlar öldürdü
Şimdi ne kalıcak geriye aşk mı
Lanet olası aşk
Hiçbir şeyi çözmez..