İvan Kalyayev

Hayatta kim kıymetli kalıyor ki ya da kim acımasız değil ki ? Sorun bu değil, gerçek sorun hayatın ne yazık ki böyle olmasıdır.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Neler hissettiğini anlıyorum, kederlenme artık.. zapt etmen gereken koskoca kendi dünyanı taşımakta zorlanıyorsun. Bir çıkış kapısının olduğunu da biliyorsun hem de bir adım ötende o boşluk.. ama içindeki aşkın sevgini de biliyorsun. Kendin, ölüm ve sevgi arasında bir üçgenin ortasında seni sarsan bu önü açık kasırgalardan hasar görüyorsun.. hala çok küçüksün boyundan büyük bir yere asıldın şimdi ayaklarını uzatmaya çalışıyorsun. Sana kimsenin inanmadığı gibi inandığımı da biliyorsun. Kazanacaksın, biliyorum. Aynı bir şarkının son sözünü bildiğin gibi..
Bi ölemedin.. Ama ölme. Tekrar ediyorum Yaşamalısın. Uzun uzun esmeli Şu gülüşler gökyüzünde Sarmaşıklar sargın Kokusu rengi duyulmalı semanın Alın yazısı çarpık da olsa Ne hacet taşı dikmeye Böyle söyleme Dur derim, durursun Senden güçlüyüm Ölümün karşısındaydım daima Daima sen için…
Şiir
biri çizdi
Tanrım, neden insanlar mutlu olduklarında bile karşılarındaki kendisinin mutluluğuna karışmadığı halde neden kötü ve ukala olmak ister ki ? Bazı şeyler hiç söylenmemeli, söyleme.
Biri vardı gözlerindeki çizgileri Ölüme uzanmıştı Pencere pervazına çıkmış Uçuruma dikmişti gözlerini Gece gündüz ağrıları çekiyor Ve çare bulamıyor… Ölümü yüceltiyordu çaresizlikten Ölümün bundan haberi bile yoktu Sonra amacı neydi ki Sevilmek sevilmek tanrım Sevilmediğini düşündüğü bu hayattan kurtulmak… Ama sevgiyi buldu şimdi Biliyor ama yine çaresiz Onu kurtaracak kimdi bilmiyorum Anlatmıştım ona çoğu kez Kendi dışında aradı tüm sorunları Sorunlar yarattı sorunlar öldürdü Şimdi ne kalıcak geriye aşk mı Lanet olası aşk Hiçbir şeyi çözmez..
Şiir