Mr.Nobody

O halde bu tanımdan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: Kalabalık bir kafede, metroda veya Lincoln'ün de keşfettiği gibi bahçenizde nöbet tutan askerler varken de gönüllü yalnızlığın keyfini sürebilirsiniz, yeter ki zihninizin sadece kendi düşünceleriyle meşgul olmasını izin verin. Öte yandan, diğer zihinlerden gelen girdilere izin verdiğinizde, in cin top oynayan, çıt çıkmayan bir ortamda bile yalnız kalamayabilirsiniz. Bu girdiler sadece sohbetle gelmez; kitap okuyarak, podcast dinleyerek, televizyon izleyerek veya dikkatinizi bir telefon ekranına çeken herhangi bir faaliyette bulunarak bu girdileri zihninize davet etmiş olursunuz. Gönüllü yalnızlık, başkalarından gelen bilgilere tepki vermeyi bırakıp, nerede olursanız olun kendi düşünce ve deneyimlerinize odaklanmanızı gerektirir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bugün sürdürmekte olduğumuz dijital hayatları kendimiz seçmedik. Daha ziyade, bir avuç teknoloji yatırımcısının çıkarlarına hizmet etmek üzere şirketlerin toplantı odalarında tasarlanmış bir yaşam tarzı bu.
Alter ayrıca kullanıcıların sosyal medyada her paylaşım yaptıklarında "kumar" oynadıklarını da söylüyor: Beğeni (veya kalp ya da retweet) alacak mısınız, yoksa paylaşımınız geribildirim almadan kaybolup gidecek mi? Paylaşımlara tepki almak, Facebook'ta çalışan bir mühendisin tabiriyle "sahte hazzın ışıltılı çanları"nı çalarken, tepki almamak insana kendini kötü hissettiriyor. Fakat her halükârda alınacak sonuç belirsiz olduğundan, bağımlılık psikolojisinin de bize gösterdiği gibi, paylaşım yapma ve hesapları kontrol etme faaliyeti karşı konulmaz ölçüde cazip hale geliyor.
Evet, insanları programlıyorlar. Teknolojinin nötr olduğuna dair bir muhabbet dönüp duruyor; onu nasıl kullanacağımız bize bağlıymış falan filan. Bu düpedüz yalan. Teknoloji nötr filan değil. Sizin teknolojiyi belli şekillerde, uzun bir süre boyunca kullanmanızı istiyorlar. Çünkü bu şekilde para kazanıyorlar."
Sosyal medya sektörünün kodamanları, daha iyi bir dünya için çalışan iyi niyetli bilgisayar kurtları ayağına yatmaktan vazgeçip, çocuklara bağımlılık yapıcı ürünler satan bisiklet yaka tişört giymiş tütün tacirlerinden başka bir şey olmadıklarını kabul etseler iyi olur artık. Çünkü şu gerçekle artık yüzleşmemiz gerek: kaç "beğeni" aldığınıza bakmak, sigara içmenin yerine geçti.