Delilik çoğu zaman en güzel cesarettir. Çıktığın yolda sonunu düşünme, sadece diren, sadece mücadele et. Her ne olursa olsun hayalin için bir adım at. Bil ki, attığın bu adım kendine olan inancını artıracak ve yürüdüğün yolda sana güç kazandıracak. Artık inandığın her neyse onun uğruna mücadele ettiğini bilecek ve kendine saygı duyacaksın. Bu inançla başaramayacağın ne olabilir? Başaramasan bile seni mutsuz eden ne kalır geriye? Sonuçta çabaladın, yola çıktın, mücadeleye girdin ve elde etmek istediğin her neyse onun için çalıştın. Güven kendine...
İyilik yaparken bir beklentimiz var mı ya da ne bekliyoruz? Beklenti içine girdiğimiz anda bu, iyilikten çıkıp menfaate dönüşmüyor mu? Karşılıksız, beklentisiz olarak yapıldığında anlam kazanır iyilik. Sadece kendi vicdani hesaplaşmamızda rahatlatır içimizi. Karşılığında tam tersi kötülük de görebiliriz, hatta bu iyiliğin değerini hiç anlamayanlar da çıkabilir karşımıza. Ama ne fark eder? Yaptığımız iyilik, verdiğimiz değer, yüklediğimiz anlam... Bunların hepsi yalnızca bizi ilgilendirir. Ahlaki ve felsefi açıdan doğru kabul edilen iyi ve güzel kavramları, aslında kendimize yaptığımız yatırımdır sadece. Karakterimizin bir getirisi, doğru insan olmanın verdiği bir ayrıcalıktır. Her güzel şey karşılığını bulacaktır mutlaka, değeri bilinmese de değerli hissettirir...
Kazanmak ve kaybetmekten oluşan yollar hayatın birçok noktasında çıkıyor karşımıza. Vereceğimiz anlık kararlarla bir şeylerden vazgeçiyoruz belki de. Bu kararların sonuçlarını görmek bazen yıllar alıyor bazen de anında çarpılıyor suratımıza gerçeğin ta kendisi. Ne olursa olsun kararlı olmak, sonuçları tahmin etmek ve seçilen yolda ilerlemek kendi kaderimizi çizmenin özgürlüğünü yaşatıyor bize.
Bir işi yapacaksan ya en iyisi ol ya da hiç yapma! Olması gereken de bu değil midir zaten? Hayaller ne kadar büyürse ona ulaşmak için verilen mücadele de o kadar büyüyor.