B.Hazal

B.Hazal
@Distopyaseven
54 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Derin!
Gerçek, empatiden azat edilmediği sürece anlatıcının sözlerine mahkumdur.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Efsane değil mi???
Geçmiş için bile bu kadar keskin yargılarda bulunmamış atalarımız. “Geçecek” dememişler mesela. Çünkü muhtemelen yaşayarak görmüşler hiçbir şeyin aslında geçmediğini. Ölüm, acı, sakatlık, tecavüz, felaket, göç ve yıkım dolu bir dünyada kimsenin muhtemelen dili varmamış “Geçecek” demeye. Öylesine konuyu kapatmışlar “Geçmiş” diyerek. Sanki “Geçmiş olsun” diyecek gibi olmuş da, kelimeler boğazına dizilip yarıda kalmışçasına. Bu yüzdendir belki ne zaman “Geçmiş” diyecek olsa birisi, vurgusunda hüzün kırıntıları olur.
“Gelecek” son derece kesin bir yargıydı. Gelebilir, gelme ihtimali yüksek, belki gelir değil: “Gelecek.” Neyden bu kadar eminlerdi insanlar bu tanımı yaparken acaba? Belki de sadece Türkçeye özgü bir saçmalık olduğunu kabul etmek gerekir.
“Şehrin içinde ama şehirden uzak.” bu aynı zamanda en pahalı orospuların mottosuna yakın bir deyimdi: “Sevgili deneyimi.”
Sabretmek diye bir şey yoktur. Sabretmek, sabırsızlığın üstünü örtmek için ustaca icat edilmiş mucizevi bir eylemdir.