Uzun zamandır beklediğim bir kitaptı aslında. Ama tam olarak beklediğimi bulduğumu söyleyemem. Öncelikle ben Açlık Oyunları üçlemesinin sonrasını anlatan bir kitap bekliyordum. Bu kitap, serinin ilk üç kitabı boyunca nefret ettiğimiz Başkan Snow üzerine kurulu bir hikayeye sahip. Yani aslında baştan sona gayet ilgisizce okudum kitabı. Zerre umurumda değildi açıkçası Snow'un nasıl kötü birine dönüştüğü. Seriye dair hiçbir dinamiği yoktu kitabın. Hepsinden öte bence gereğinden fazla kalın bir kitaptı. Anlatım bir hayli düzdü. Yani öyle altını çizecek cümle aramamak lazım distopyalarda ama işte bayrağı arşa diken çok fazla kitap okuduktan sonra beklentileri değişiyor insanın. Bana çok yavan, heyecansız ve 15 yaş altı kitlesine ya da youtube kullanıcılarına geek malzemesi vermek üzerine yazılmış gibi hissettirdi.
Açlık Oyunları serisi aslında biraz feminist duruş, biraz da başkaldırı altmetni içerir. Bu kitap serinin bu şekildeki altyapısını olduğu gibi çöpe atmış. Olumlu yazabileceğim şey, öyle kafanızı yormadan dümdüz okuyabileceğiniz bir kitap. Üzerine düşünmeniz, sindirmeniz gereken bir kısmı yok -tabi bu olumlu bir şey mi o da tartışılır- düz bir kitap.
Ne diyeyim bu kadın bu kalemle dünya çapında bestseller olabiliyorsa gerçekten dünyadaki okuyucu kitlesinin kalitesi çok düşmüş.