Bana takma bacaklı adam,bacakların var,koş,demişti. Tahayyül edebilen bir kafasız adam gibiydim. Kafam uçmuştu,ah bir kafam olsaydı!.. Kafam olsaydı,sevgilime koşmazdım. Beni görünce güzel yüzünün asıldığını görmezdim.
Böyle üçüncü sınıf meyhanelere gelen insanların önlerindeki yemekleri silip süpürmeyişleri bana seçmemiş erkekle, seçilmemiş kadının yüzlerindeki içinden çıkılamaz üzüntülü manayı ve hali hatırlatır.