...Birinci Dünya Savaşı sırasında yurt savunmasında ölen İskoç askerlerinin listesini veren bir tür nüfus kütüğüydü. Nerede can vermiş İskoçlar diye listeye rasgele göz gezdirmeye başlıyoruz. İlk sayfaları açar açmaz kıpkırmızı olduğumu hissediyor, nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum. Ahmet’le aynı anda göz göze geldiğimi hatırlıyorum.
İsim, doğum yeri, birliği, rütbesi, öldüğü tarih ve cephesi...
Son maddeye baktığımızda içimden bir şeylerin koptuğunu hissediyorum: Filistin, Gelibolu, Süveyş, Akabe... Liste uzayıp gidiyor.
Bir anda harim-i ismetimizi korumak için susuz çöllerde, Çanakkale’de ateş çemberinde şehit düşenlerin sayısını hatırlamaya çalıştım.
İsimlerini düşünmeye bile cesaret edemiyorum.
Şehidlerin değil isimlerini, sayısını bile hatırlamayan, tarih bilinci yoksunluğu karşısında sarsılıyorum.