Jean-Louis Fournier vefat eden eşi için yazmıştır. Bir iki saatte okunabilecek akıcı bir kitap. Aslında yazarın eşine duyduğu sevgi ve vefanın göstergesi. Eşini öyle özlemle ve güzel anlatıyor ki yazarın hissettiklerini siz de iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Baktığı gülde, girdiği evde, konuştuğu telefonda, fotoğrafta, gördüğü insanlarda, okuduğu kitaplarda, sevdiği kedide, başkasında gördüğü nezakette, mutlulukta ve mutsuzlukta, iyi ve güzel olan her şeyde eşini anımsıyor. Yokluğunu hissediyor. Bir yandan hayata nasıl devam edeceğini bilemiyor öte yandan devam etmesi gerektiğinin farkında. Eşi, çevresindeki insanları mutlu edebilmek için hep çabalayan biri. Güzel bir insan, kaybetmek istemeyeceğiniz türden. Ama kaybedebiliyorsunuz işte. Nitekim kitapta “ anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?” şeklinde ifade etmiş yazar.
Kitabı bitirdikten sonra bazı şeylerin ertelenmemesi gerektiğini düşündüm. Belki de en mutlu anlarımızın farkında değilizdir diye düşündüm. Bir daha şu anki yaşlarımızda olmayacağız. Ve belki de şu an hayatımızda olan güzel insanlar çekip gidecek. O yüzden de n azından bunun farkında olarak hem zamanın hem de sevgimizi hak edenlerin kıymetini bilmeli…