"George'tan beni alıp getirmesini istemedim ki," diye cevabı yapıştırdı lale ağacı. "Kendisi seçti. O gün gelmiş olmasaydı, ne olurdu kim bilebilir? Belki çürürdüm fakat belki de filizlenirdim. Her hâlükârda bunları o olmadan yapardım. İnsanlar ne düşünürse düşünsün, ağaçların varlık nedeni insanlara hizmet etmek değildir, anlıyor musun? Bizimle ilgili şiirler yazmanız için ya da sizi zengin etmek için ya da ürettiğiniz karbondioksidi temizlemek için dünyaya gelmiyoruz. Sizden sorumlu değiliz. Fakat siz... hayatımıza burnunuzu sokmayı seçtiğiniz anda bizden sorumlu hale geliyorsunuz. Biz size değil siz bize bakmakla yükümlüsünüz."
Sayfa 180 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1.Basım(Ağustos 2025).
Gelecek bence biz bu yolda ilerlerken en nihayetinde çatallanacak, sonunda kurgudaki iki aşırı ucun arasında bir yelpazeye oturacak. En iyimser senaryo Uzay Yolu televizyon dizisinden. Uzay Yolu'ndaki kıtlık sonrası dünyada ileri teknoloji maddi bolluk yaratmış, yoksulluğu yok etmiş, çevreye yönelik kaygıları gidermiş, çoğu hastalığa şifa bulmuştu. Hiç kimsenin hayatta kalmak için hiçbir getirisi olmayan bir işte angaryalarla ter dökmesine gerek kalmamıştı. Bu dünyadaki insanlar yüksek eğitimli, kendilerine değerli gelen mücadelelere girişiyorlar. Geleneksel işlerin olmaması tembelliğe, anlamsızlığa, onursuzluğa yol açmıyor. Uzay Yolu evreninde insanların kıymeti onlara içkin insanlıkta bulunuyor, ekonomik çıktıları temelinde değil. Uzay Yolu'nda betimlenen teknolojilerin çoğu muhtemelen gerçekleşmeyecek yahut en azından uzak gelecekte gerçekleşecek türden. Yine de bence bu dizi; ileri teknolojinin geniş kapsamlı refaha yol açtığı, insanlığın dünyevi zorlukları aşmasını sağladığı, yıldızlara ulaşmamıza imkân verdiği bir geleceğin makul yorumu.
Alternatifi olan gelecekse daha distopik: Gelecek Matrix filmindekine yakın olabilir. Korkum, yapay zekânın bir yolunu bulup bizi köleleştirmesi değil; bundan ziyade çoğu sıradan insanın imkânlara ulaşması açısından gerçek dünyanın öylesine eşitsizlik dolu, öylesine fırsattan yoksun olması ki nüfusun büyük kesiminin alternatif gerçekliklere kaçmayı tercih etmesi. Hem YZ hem de sanal gerçeklik teknolojisi önümüzdeki yıllarda ve on yıllarda ivme kazandıkça birleşip çoğu insana gerçekten içinde yaşadıkları dünyadan kat kat üstün, olağanüstü inandırıcı, gerçekçi gelen türden simülasyonlar yaratma ihtimali yüksek...