Bir mimar olarak yorum yapayım, eserlerin statüleri o topraklarda bulunan iktidarlarca değiştirilebiliyor. Misal olarak 13. yy'da Hristiyanların Reconquista hareketiyle Endülüs döneminde onlarca camiyi kiliseye dönüştürdüğü de bir gerçek.
Hatta Endülüs döneminde kiliseye dönüştürülmeyen bazı camiler kullanılmadığı için zamanla harap olmuş ve işlevini kaybetmiş. Eğer ülkemizin restorasyon anlayışı çok kötü olmasaydı ve Hasankeyf faciasını da görmemiş olsaydık, bu konu geçmişte de örneği bulunan bir konu olurdu.
Fakat artık bir ortamda Türkiye hakkında bahsediyorsak, ülkemizin politik kimliğini de yadsıyamıyor hale geldik. Yani evet, din, sanat ve bunun gibi yönlerden önce bizim gözümüze batan şey cami dahil neredeyse bütün mimarlık uygulamalarının içerisindeki rant ve siyaset emelleri.
Bir Müslüman olarak yorum yapayım, bu konunun bana pek bir etkisi yok açıkçası. Çünkü camiinin kelime kökeni bile toplanma, birleşme anlamına gelirken ülkemizde birleştiren ve kutuplaştırmayan bir yönetim yok. Camiye gidip selam verince bile kötü bakışlarla karşılaşıyorsunuz.
Hatta yarışma raporları bile doğru dürüst açıklanmayan Çamlıca Camii de doldurulamıyor, çünkü mimarlıktaki kişi-mekan analiziyle değil ihtiyaç dışı bir şekilde gösteriş için yapıldı. O yarışmayı nasıl kazandığı bile net olarak belli değil hala...
Ayrıca gençler camiye gitmek istemiyor, çünkü orada gülen yüzlerle karşılaşmıyorlar. Biliyorlar ki oradaki hutbede bir şekilde konu siyasete gelecek. O yüzden ha cami olsun, ha olmasın... Cumhurbaşkanının da dediği gibi Sultanahmet'i bile doldurmadıktan sonra ne fark eder ki?
Atatürk'ü seven ve izinden yürüyen biri olarak yorum yapayım, Atatürk böyle bir şeyin olmasına izin vermezdi. Zaten gün geçtikçe din ve devlet işlerinin bir türlü ayrılamadığı bir ülke haline