O zamanlar " ben , beni kimse görmediği zaman en çok kendim oluyorum " diye düşünürdüm. Yeni keşfediyordum bu düşünceyi. Kimse sizi gözlemiyorsa , içinizdeki gizli ikinci kişi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir.
Belki de hâlâ çocuktum: İstemediğim konuları bazan düşünmemeyi başarabiliyordum. Bazan da tam tersi oluyor, düşünmeyi istemediğim bir resmi ya da kelimeyi aklımdan hiç çıkaramıyordum.
Daha o zaman bile düşüncelerin kafamıza bazan kelimelerle , bazan da resimlerle geldiğini anlamıştım . Bazan bir fikri kelimelerle düşünemezdim bile... Ama o şeyin resmi , mesela bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken nasıl koştuğum ve neler hissettiğim gözümün önünde hemen beliriverirdi. Bazan da bir şeyi kelimelerle düşünebilirdim ama gözümün önüne onu bir resim olarak asla getiremezdim: Siyah ışık gibi , annemin ölümü gibi ya da sonsuzluk gibi.