Hiç kimse ilmiyle, erken davranmasıyla, fedakârlığıyla ya da çabasıyla nimetlerin kendisine verilmesini hak ettiğini düşünemez. Kulun kendi çalışmasının da Allah'ın nimeti olduğu düşünülürse, bu nasıl olabilir ki zaten?
Her kim nefsinde, insanların ibadetini, taatını bilmesi konusunda bir eğilim hissederse, İbni Atâ'nın şu hikmetli sözünde olduğu gibi, ihlâsını kaybeder:
"İnsanların senin özel durumlarını bilmeni istemen, kulluk konusunda samimi olmadığına bir delildir."
İmam Ebu Hamid el-Gazzâli şöyle der:
"Bil ki, insanların çoğu insanların kınanmasından korktukları ve onların kendilerini övmesinden hoşlandıkları için helâk olmuşlardır. Böylece onların bütün hareketleri, övgüyü isteyen ve kınanmaktan korkan bir şekilde, insanların kabulüne uygun bir durum alır. Bu, insanı helâk eden bir durumdur.
..."