Bir seyahate çıkmam gerekirse bunu tek başıma yapmak yerine birileriyle birlikte yapmayı tercih ederim. Yabancı bir ortamda endişeye kapıldığımda, tanıdık bir çift gözün benim gözlerime bakmasını isterim. Gittiğim yerin her şeyi yabancı olsa da en azından bir şeyin bana tanıdık gelmesini dilerim.
Jean Grenier, Ada adlı felsefi denemesinde, "gizli bir hayat" düşler. Bu hayal, "yalnızca kendine ait bir hayat sürmenin keyfi" içindir. Gizemini korumak için benimsediği tutum ise şudur: Kendini açığa vuran şeyleri söylemez. Başkalarıyla konuşması gerekirse, olduğundan daha değersiz gibi davranır. Gitmiş olduğu bir ülke hakkında, hiç gitmemiş gibi konuşur. Çok iyi bildiği bir fikri biri dile getirirse, ilk kez duymuş gibi yapar. Biri bilgiliymiş gibi davransa bile, itiraz etmez. Hatta, sosyal statüsünü bile alçaltır.
Ne zaman istemediğim ya da dikkat etmem gerekmeyen bir bilgi bombardımanına maruz kalsam, hemen kendi oyunumu oynamaya başlardım. Bu oyun, başkalarına rahatsızlık vermek istemeyen kişiliğime de çok uygundu. Sıkıcı ders saatlerinde, anlamsız uzun konuşmalar sırasında ya da basmakalıp sohbetlerde, başkalarına rahatsızlık vermeden kendi hikâyeme dalardım. Hikâyemi sessizce ve keyifle içselleştirip detaylandırarak zaman geçirirdim.