Kendine çok bakan ,cildi parlayan,saçları fönlü bakımlı erkekler eşcinsel olabilir diyorlar. Beni en çok güldüren hipotezlerden biri de kadınlardan hoşlanan bir erkek , ortalama bir Türk erkeği.. Ama erkeklerden hoşlanmaya başlayınca karın kası yapar, küpe takar , efenim kendine bakar. Bunu incelemek istedim aslında.
Bir erkek için önceliğin kendi olması hep zor olmuştur. Gençliğin başlarında parası azdır, kıyafet alamaz , aldığını hep giyer. Ayda bir berbere gider. Sonrasında harçlıklarını biriktirip annesine koltuk takımı falan alır. O parayı annesine vermesi onda bir gurur yapar. Hatta daha geriye gidersek üç beş kuruş arttırıp biriktirdiği yirmi sekiz lira ile ailesini lahmacun yemeye götürür. Lahmacun tatlı olur , anısı bol olur. Hayatında para kazanmaya başlayınca yokluk gören erkek , kardeşlerim yaşamasın der. Onlara bir şeyler yapmaya çalışır. Milkshake içerken çeşidini bilmediği için karışık olsun abi diyen çocuklar , şişkin hesaplar bırakır. Erkek yine gururludur. Sonra hayatında bir kadın girer. En güzel şeyler onun olsun der, çalışır didinir. Ona güzel bir hayat kurar. Babasından gördüğü şeyi eşine yapar. İşte erkek bu aşamalarda kendine bakar ama bir bardağın yansımadan bakar. Taşlar yerine oturunca artık kendine yönelebilir. Erkekler basit canlıdır . Bu yüzden bir kadın bir sürü kozmetik ürüne sahipken erkeğin tek şişede buluşan hem saç hem de vücut için olan şampuanı vardır. Köpürdükçe kıçına mı başına mı sürdü fark etmez.
Adım adım bir erkek kendini keşfeder. Reddedilmeler, kaybetmeler, yutkunamamalar ile ilerleyen bir ömürde kendine bakmaya başladığı zaman geç yıllara kaldıysa eşcinsel midir yoksa basit bir erkek midir bilemem.