Beni hayata dödürün
Bring me to life
İçerisi donmuş (içerisi donmuş)
Frozen inside (frozen inside)
Dokunuşun olmadan (aşkın olmadan)
Without your touch (without your love)
Aşkın olmadan sevgilim
Without your love, darling
Sadece sen (sadece sen) hayatsın (hayat)
Only you (only you) are the life (life)
Ölüler arasında
Among the dead
Bunca zaman, göremediğime inanamıyorum
All this time, I can't believe I couldn't see
Karanlıkta tutuldum ama sen oradaydın önümde
Kept in the dark, but you were there in front of me
Görünüşe göre bin yıldır uyuyorum
I've been sleeping a thousand years, it seems
Her şeye gözlerimi açmalıyım
Got to open my eyes to everything
Bazen insan öyle bir ikileme düşer ki…
Ne gitmeye gücü yeter, ne kalmaya cesareti.
Elinden bir şey gelmez, susarsın… ama o sessizlik bile içini parçalar.
Tutmak istediklerin parmaklarının arasından usulca kayar gider.
Kalbinde fiziksel olmayan bir acı hissedersin,
sanki yüreğine görünmeyen bir taş oturur.
Ne ağlayabilirsin tam, ne de gülümseyebilirsin.
Sadece nefes alırsın…
ama o nefes bile biraz eksik gelir.
İşte tam öyle bir durumdayım şimdi —
kalbimle aklım arasında sessiz bir savaşın ortasında…
kazananı olmayan bir yerde.
😔Y.
youtu.be/f9P6QpiZNoc?si=...
Yavaşla
Slow down
Acele etmeyin
Take your time
Her şey yoluna girecek
It'll be all right
Eğer işaretlere uymaya karar verirsen
If you decide to take it on the signs
Boşver
Take it easy