Doğa Çelik

Doğa Çelik
Puan vermedi·208 syf.·
2015 542. kitabı
Tuna'nın Türküsü Üzerine Merhum Yahya Kemal, ‘Türk’ün gönlünde bir dağ varsa Balkan, bir nehir varsa Tuna’dır’ der. Büyük ölçüde öyledir. Halbuki o mübarek Tuna, bizim sınırımızda değil artık. Tuna Nehrinin akmam, etrafımı yıkmam dediği o 93 Harbinde kaybettik oraları… Tamam, coğrafi/siyasi sınırlarımız içinde değil ama gönül coğrafyamızın her daim başköşesinde o Tuna. Tıpkı Balkanlar gibi… Bu girizgahı yapmamın sebebi son romanım Tuna’nın Türküsü. Tuna’nın Türküsü'nü Balkan ve Kırım Türklerine ithaf ettim. Deliorman kökenli bir Türk ailesinin Anadolu’da biten ama Kırım, Bosna ve Dobruca ile de kesişen yüz yıllık bir aile hikayesini anlatmaya çalıştım. Romanı yazma fikrim ise bir Romanya seyahatim sırasında, Tuna Nehrini ilk defa görmemle başladı. Orada Romen bir rehber bize Tuna’yı anlatıyordu. Bense bir tarafı Teleorman karşı kıyısı ise Niğbolu olan Tuna’ya bakarken çok farklı hisler taşıyordum. Anlattığı nehir zaten bizdendi; ben onu ilk defa görmüş olmama rağmen tanıyordum. İşte bu sularda akıncı beylerimiz atlarını sulamışlardı. Tam karşı kıyıda duran ve Bulgarların Nikopol dedikleri Niğbolu Kalesi ise sanki halen daha kale komutanı Doğan Bey’in hayaletini yıkık surlarında taşıyordu. O düşünceler içindeyken Romanyalı rehberimize bir şey sordum; - Siz çocuklarınıza Tuna adını veriyor musunuz? Şaşırdı önce ve sonra ‘hayır’ dedi. Biz çocuklarımıza nehir adını vermeyiz. ‘Ama biz veriyoruz. Üstelik aradan geçen yüzlerce yıla rağmen…’ O yüzden bana Tuna’yı anlatmasına gerek yoktu. Ben Tuna’yı ondan daha iyi biliyordum; ilk defa dünya gözü ile görsem bile böyleydi bu… Bükreş’te ise Birinci Dünya Savaşında, bu civarda şehit düşmüş askerlerimizin yattığı bir Türk Şehitliği vardı. Oraya da gittim. Türkiye’ye döndükten sonra ise karşıma bir fotoğraf çıktı. Alman
Edebiyat
Tuna'nın TürküsüMehmet Yılmaz (Samsunlu) · Roza Yayınevi · 2015105 okunma