Benim kalbimden şüphe etmeğe ne hakkın var? Şu dakikalarda bana çektirdiğin ezayı neyle ödeyeceksin? İçimde birşey boğuyorsun. Onu bir daha diriltmeye iktidarın var mı?
Bu tahlilini diğer insanlara da tatbik ettikçe farkına varıyor ki her insanın hüviyetinde iki benlik vardır. Her insan iki yüzlüdür. Hodbin, hasbîdir; ister ve verir; doğru ve yalan söyler; aldanır ve aldatır; zulüm yapar ve merhamet eder; kendini ve etrafını düşünür, infiradî ve ictimaîdir; her insan iyi ve fenadır.
Reyi sorulmaksızın hayata mecbur edilen insan, yaşamak için bazı fedakârlıklarda bulunmağa mecburdur, bu fedakârlıklardan birincisi; nasibine tahammül etmek!
İnsanların sırf yaşamak için, sonsuz arzular, bayağı, muvakkat heveslerle küre üstünde dolaşmalarına, koşmalarına, itişip kakışmalarına kızıyor. Ne istiyorlar? Bütün bu felâketlere rağmen, hâlâ didişmekteki ısrarları neden? Ama yaşamağa mecbur değiller mi? Bunu unutuyor.