Hayır, böylesine acı çekme gücünü kendinden almıyor. Bu güç ona dışarıdan geliyor... şu bulvardan. Kolundan tutup ışığa, insanların arasına, hoş, pembe sokaklara götürmek gerek onu. İnsan orada böyle acı çekmez, yumuşayıverir, olumlu havasına bürünür ve olağan acı düzeyine iner.
Yüzümün yansısı bu. Yapacak işim olmadığı günlerde onu seyreder dururum. Gördüğüm bu yüzden hiçbir şey anlamıyorum. Başkalarının yüzleri anlam taşıyor. Benimki öyle değil. Güzel mi yoksa çirkin mi, bunu bile söyleyemem. Çirkin galiba çünkü böyle demişlerdi. Bana dokunan bu değil. Yüzüme böyle nitelikler atfedilmesine şaşıyorum aslında. Bir toprak parçasına yahut bir kayaya güzel ya da çirkin demek gibi bir şey bu.
Bütün bu insanlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyleri düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.