Başlıkta Spoiler içerir dedim ama girişte biraz daha açmam lazım İncelemeyi daha önce kitap okumuş olanlar ile fikir alışverişi yapmak için yazıyorum.
Yazarımız bize hayatın birilerinin bize sövmesinin ,öğüt vermesini ,deneyimlerinden bahsetmesine ,hayat hikayesini anlatması ve benzeri gibi olaylardan daha çok tek bir yaşanmışlık fazlasıyla hayatı öğretir dogması ile baş karakterimizi yarattı. Karakterimiz babasından ,annesine ,eşinden , çocuklarına torununa kadar acılar içerisinde yaşadı. Servetini kaybettikten sonra ailesiyle birlikte dillere destan mücadele etti . Ailesi için fedakarlıklarda bulundu mücadele etti ,savaştı .Buraya kadar söylediklerim ana karakterimizin çevreleyen olaylarla ilgili .Karakterimiz önce kendi hatasından mal varlığını kaybetmiş olsa da daha sonraki kayıpları ülkenin komünist rejime geçtiği dönemde Çin'in iç savaşlarında yaşananlar sistem değişikliğinde toprak sahiplerinin idamından ,açlıktan ,sefaletten , İnsanları nasıl durumlara düşürdüğünün özetini de yazar bize yaptı herkezin hüzünlendiği, hüzünlenmeyenin insanlıktan çıktığının kanıtı olan bir hikaye. Sonuna geldiğimizde ise bunlardan karakterimizin hiç ders almadığı önemli olanın sadece “YAŞAMAK” olduğu bu “YAŞAMAK”değimiz şeyin ise sadece yıl olarak baktığını görüyoruz. Beni meraka düşüren budur.
Bireysel,toplumsal ve siyasi bir dram hikayesi ‘Yaşamak’. İnsanın yaşadığı olaylardan ders çıkarması bir yeti midir sizce ?Hayatımızda yaşadığımız ilişkilerimiz,seçimlerimiz, almış olduğumuz kararlar ve sonuç da aynı değil mi?Hepimizin yaşadıklarından öğrendiği bir şey var aslında.Ataol Behramoğlu’nun da söylediği gibi Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle. Çünkü acılar da,sevinçler gibi olgunlaştırır insanı..
Alper Turgay yeti olmadığı da sizin görüşünüz tabi saygı duyarım. Örnekler ile bağdaşlaştıramadım fakat. Farklı kişilerde farkılı kadere yol çizer haklsınız ama söylemek istediğim “keşkeler her insanı tüketebiliyor” sonunda. Hüsran dolu sonuçtan sonra yaşamak,yaşamak olmuyor. İyi akşamlar sizlere.