Doğu Küçük

Doğu Küçük
@DoguKucuk
Tanrı’na hürmet göster,kadınını sev,ülkeni koru…
7 Krallık Şövalyesi
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 15:51
George R.R. Martin’in yıllardır okuyamadığım eserlerine sonunda bir giriş yaptım — ama ironik bir şekilde bu giriş, yazarın devasa destanının değil, daha sade ve tamamlanmış bir parçasının içinden oldu. Yedi Krallık Şövalyesi, Martin’in başlayıp da benim bitirdiğim ilk kitabı. Daha önce Game of Thrones serisinin ilk kitabını okumayı denemiştim. Birkaç bölüm ilerledikten sonra diziyi aynı anda izlediğim için kitaptaki sahnelerin zihnimdeki görsellerle çakıştığını fark ettim. Bu uyumsuzluk beni hikâyeden uzaklaştırdı ve kitabı bıraktım. Sonrasında dizinin finali geldi — benim için büyük bir hayal kırıklığıydı. Üstüne Martin’in “Benim finalim daha farklı olacak” demesine rağmen yıllardır seriyi tamamlamaması, hatta her yıl “bu sene bitiriyorum” deyip bitirememesi… Bu durum, seriyle bağımı tamamen kopardı. Artık o hikâyeye geri döneceğimi düşünmüyordum. Ta ki HBO’nun Yedi Krallık Şövalyesi dizisinin çekimlerinin bittiğini ve çok yakında yayınlanacağını görene kadar. Üstelik dizinin Martin’in gerçekten yazıp tamamladığı hikâyelerden birine dayanması bana “neden olmasın” dedirtti. Amazon’dan ciltli ve şömizli bir baskıyı 300 TL’ye sipariş ettim. Kitap gelir gelmez okumaya başladım ve birkaç gün içinde bitirdim. İyi ki de okumuşum. Kitap, Game of Thrones evreninin kasvetli ve karmaşık entrikalarından çok daha masum bir dönemde geçiyor. Yine de Martin’in üslubunu bilen biri için tamamen masum demek mümkün değil; Westeros her zaman Westeros’tur. Ama ton, ana seriye göre çok daha sıcak ve karakter odaklı. Sir Duncan the Tall — yani Dunk — dürüstlüğü, sağlam karakteri ve iyi niyetiyle tipik bir “Martin karakteri” olmaktan uzak: iç karartıcı değil, umut veren biri. Egg ise hem sevimli hem de gizemli bir çocuk. Aralarındaki dostluk, yol arkadaşlığı, birbirlerine olan sadakatleri
1000Kitap
Yedi Krallık ŞövalyesiGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınevi · 2021635 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Doğu Küçük

, bir kitap okudu
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
17 günde okudu
·
2025 26. kitabı
George R. R. Martin
8.6/10 · 635 okunma
Geniş Bir Pencereden Bakmak
7/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Oturduğum sitede yaşayan yoga hocasının tavsiyesiyle aldığım Lhasa Büyücüsü kitabını bugün itibariyle bitirdim. David Michie’nin okuduğum ilk kitabıydı — muhtemelen de son olacak. Kitap genel olarak Budizm, Dharma öğretisi ve Tibet’in tarihsel arka planı üzerine kurulmuş.Roman, Çin’in Tibet’i işgaliyle başlıyor; ardından günümüze dönüp Londralı bir beyaz yakalının hayatını anlatıyor. İki farklı dönemi birbirine bağlayan hikâye, sonunda reenkarnasyon fikri etrafında birleşiyor. Michie, bir yandan Tibet’in kültürel ve ruhani mirasını anlatırken diğer yandan modern dünyanın kaotik hızına sıkışmış bir insanın anlam arayışını ele alıyor. İlk bölümde Tibet’in işgal yılları, manastır kültürü ve Budist öğretiler ön planda. İkinci bölümde ise Londra’da yaşayan, başarı odaklı bir adamın iş hayatı, ilişkileri ve içsel çöküşü anlatılıyor. Yazar bu iki hikâyeyi, “yeniden doğuş” fikrinin etrafında birleştiriyor. Reenkarnasyon, kültürel olarak bize uzak olmayan bir inanç olsa da ben bilimin ispatlamadığı konulara mesafeli yaklaşan biriyim. Yine de kitabın bu kavramı ele alış biçimine saygı duydum. Zaman zaman kitap beni sıktı. Bunun nedeni, yer yer kişisel gelişim tarzına yaklaşan bölümleriydi. Ancak temposu fena değildi; anlatı sürükleyiciliğini koruyordu. Her kitaptan alınacak bir ders vardır ve bu romandan çıkardığım ders şu oldu: Olaylara daha geniş bir pencereden bakmak. Evet, Lhasa Büyücüsü bunu bana gerçekten aşıladı diyebilirim. Meditasyon kavramına da merak duymaya başladım; ama meditasyon fikri aklıma geldiğinde bile, aklıma ilk gelen sırt ağrısı, kaşıntı ya da “az düşüneyim derken daha çok düşünürüm” korkusu oluyor. Yine de bu dengeyi bulabilen insanlara hayranlık duyuyorum. Tibet, her zaman ilgimi çeken bir coğrafya olmuştur. Dalay Lama’ya da ilgi duyarım, fakat Buda’ya
Lhasa BüyücüsüDavid Michie · Ganj Yayınları · 201833 okunma
Zamanı aşan bir bilgelik romanı
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 02:27
Amin Maalouf’un kaleminden çıkan Semerkand, tarih ile mitolojiyi, doğu felsefesiyle batı merakını buluşturan bir roman. Maalouf’un Arapların Gözünden Haçlı Seferleri adlı belgesel niteliğindeki eserini büyük bir ilgiyle okumuştum. O kitabın ardından Semerkand’ı elime almak, doğal bir devam gibi hissettirdi. Satın aldıktan sonra dört beş gün içinde bitirdim; roman hem tarihsel derinliği hem de şiirsel diliyle beni içine çekti.Roman, 11. yüzyılın büyük bilgesi ve şairi Ömer Hayyam’ın yaşam öyküsüyle başlar. Maalouf, Hayyam’ın gençliğinden ölümüne uzanan çizgide, hem insanın anlam arayışını hem de dönemin politik çalkantılarını işler. Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Nizamülmülk, Hasan Sabbah gibi figürler hikâyeye tarihsel gerçeklik katarken, roman aynı zamanda doğu düşüncesinin merkezinde dolaşır. Ancak hikâye yalnızca geçmişte kalmaz. Romanın ikinci yarısında anlatı bir anda 20. yüzyılın başlarındaki İran’a geçer. Bu bölümde meşrutiyet hareketi ve özgürlük mücadelesi anlatılır. Sonunda hikâye, şaşırtıcı bir şekilde Titanic’in batışıyla noktalanır — İsfahan’da başlayan bir serüvenin bin yıl sonra Atlantik Okyanusu’nda sona ermesi, romanın zaman ve mekân algısını kıran en çarpıcı yönlerinden biridir.Semerkand, tarihsel derinliği ve kültürel dokusuyla etkileyici olsa da anlatısal bütünlüğü bakımından yer yer kopukluk hissi yaratıyor. Roman, A noktasından başlayıp B noktasında bitmek yerine B, C, D yollarına sapıyor. Bu yapısal dağınıklık, özellikle ikinci kısımda belirginleşiyor.Buna karşın, Maalouf’un dili büyüleyici. Coğrafyayı, inancı, aşkı ve bilgeliği iç içe örüyor. Türklerden ve Selçuklu döneminden söz edilişi, tarih meraklısı bir okur için ayrıca keyifli. Romanın başarısı, tarihi bir anlatıyı kuru bir kronolojiye indirgememesinde yatıyor — aksine, insanın zamana ve
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma