Douha

Douha
@Dohamstc
_douha.mstc Instagram
Dünyayı daralmış görüyorum bana, Sanki bir mezardayım, göğsümde hâlâ bir nabız. Sabır, sıkıntının alevinde düşüp eriyor. Ne bir şafak beliriyor, ne de bir çıkış yolu… Zor olan, diri diri ölümü yaşamak, İçinde ağır acılar parçalayarak seni tüketirken.
1000Kitap
Reklam
Bilmedigim ahvâl ile çarpıştım, kaderin perdesi onümde kapalıydı. Leyl-i sadıkla boguştum, sabırdan örülmüş bir süküt ile. Mücadele ettim... ta yolun nihayetine dek. Bu artık galebe değil, yalnızca kaderle yürümenin adıdır. Filmin âhir perdesine vardım; ne bir ses kaldı, ne de bir ışık. Iztırap, şevki öldürdü, hakikat ise alışılmış bir çehreyle kaldı. Ruya sustu... ve ben maktûba rızâ gösterdim. Hamdolsun, çünkü ruh incindi lâkin yok olmadı.
Alıntı
Yalnızca saatin akrep ve yelkovanını izlemekle yetinir, üzerindeki sorumlulukları sanki varlığını sürdürmenin ağır bir vergisini ödüyormuş gibi yerine getirirsin; bu sırada özün derin bir sessizliğe gömülür…
Alıntı
Pes yanıma geldiler, oturup meclise dahil oldular. Bunun üzerine buyurdu ki: “İşte bu, Âlemlerin Rabbi’nin Resûlüdür. Cebrâil, gönlüme nefhetti: Hiçbir nefis, rızkını tamamıyla almadan ölmez; her ne kadar ona rızkı gecikmiş görünse de. Öyleyse Allah’tan ittikā ediniz ve talepte cemîl olunuz. Rızkın gecikmesini bahane ederek sizi Allah’a isyana sevk etmesin. Zira Allah katında olan, ancak O’na itaat ile elde olunur.”
Alıntı
“Peygaber Efendimiz in zeynep”
Peygamber Efendimiz ﷺ’in Kızı Hz. Zeynep ‘nın “AllAh onan razı olsun “’Evlilik Hikâyesi Ebû’l-Âs bin Rebî‘, peygamberlikten önce Resûlullah ﷺ’in yanına geldi ve şöyle dedi: “Büyük kızın Zeynep ile evlenmek istiyorum.” Resûlullah ﷺ buyurdu ki: “Onun rızasını almadan bunu yapmam.” Sonra Zeynep’in yanına girdi ve dedi ki: “Dayıoğlun geldi ve senin adını andı. Onu eş olarak kabul eder misin?” Zeynep AllAh onan razı olsun utancından kızardı ve gülümsedi… Böylece Zeynep AllAh onan razı olsun, Ebû’l-Âs bin Rebî‘ ile evlendi. Bu evlilikten Ali ve Ümâme dünyaya geldi. Bir süre sonra vahiy geldi ve Resûlullah ﷺ peygamber olarak gönderildi. Ebû’l-Âs o sırada seferdeydi. Döndüğünde eşi Zeynep’in İslam’ı kabul ettiğini öğrendi. Zeynep ona dedi ki: “Benim için büyük bir haberim var.” O ise şaşkınlıkla uzaklaştı. Zeynep arkasından seslendi: “Babam Muhammed ﷺ peygamber olarak gönderildi ve ben Müslüman oldum.” Ebû’l-Âs dedi ki: “Bunu bana önceden söyleseydin ya…” Zeynep cevap verdi: “Babam hakkında yalan söylemem. O asla yalancı değildir; o El-Emin’dir. Hem sadece ben değilim; annem Hatice, kardeşlerim, Ali bin Ebî Tâlib, Osman bin Affân ve dostun Ebû Bekir de Müslüman oldu.” Ebû’l-Âs dedi ki: “İnsanların, ‘eşinin hatırı için atalarının dinini terk etti’ demesini istemem. Ama baban da itham edilecek biri değildir.” Zeynep dedi ki: “Eğer ben anlayış göstermezsem, kim gösterir? Ben senin eşinim; hakka ulaşana kadar sana destek olurum.” Ebû’l-Âs bir süre daha Müslüman olmadı. Hicret gerçekleştiğinde Zeynep, Resûlullah ﷺ’e giderek: “Ey Allah’ın Resûlü, eşimle kalmama izin verir misin?” dedi. Resûlullah ﷺ ona izin verdi. Zeynep Mekke’de kaldı. Bedir Savaşı çıktığında Ebû’l-Âs müşriklerin safında savaşa katıldı. Bir yanda koca, diğer yanda baba… Zeynep ağlayarak dua ediyordu: “Allah’ım, çocuklarım yetim kalmasın, babamı da kaybetmeyeyim…” Savaş bitti ve Ebû’l-Âs esir düştü. Haber Mekke’ye ulaştı. Zeynep önce babasını sordu; Müslümanların kazandığını öğrenince secde etti. Sonra eşini sordu; esir alındığını öğrendi. Eşini kurtarmak için fidye gönderdi. Ama değerli hiçbir şeyi yoktu… Annesi Hz. Hatice’ye ait olan gerdanlığı çıkardı ve Resûlullah ﷺ’e gönderdi. Resûlullah ﷺ gerdanlığı görünce ağladı ve buyurdu: “Bu Hatice’nin gerdanlığıdır…” Sonra ashaba dönerek: “Bu adamı damat olarak hiç kınamadık. İsterseniz onu serbest bırakın ve gerdanlığı Zeynep’e geri verin.” dedi. Ashab kabul etti. Resûlullah ﷺ Ebû’l-Âs’a, Zeynep’i Medine’ye göndermesini istedi. O da söz verdi ve sözünü tuttu. Yıllar sonra Ebû’l-Âs bir ticaret yolculuğunda yakalandı. Kaçıp Medine’ye geldi ve gece vakti Zeynep’in kapısını çaldı. Zeynep sordu: “Müslüman olarak mı geldin?” “Hayır, sığınmak için geldim.” dedi. Zeynep onu korumasına aldı. Sabah namazından sonra bunu mescitte ilan etti. Resûlullah ﷺ de onu onayladı. Ebû’l-Âs’ın malları kendisine iade edildi. O da Mekke’ye döndü, bütün emanetleri sahiplerine teslim etti ve sonra dedi ki: “Şimdi şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah’ın Resûlüdür.” Müslüman olarak Medine’ye döndü. Resûlullah ﷺ, Zeynep’e sordu: “Dayıoğlun bugün geri dönmek için izin istiyor. Kabul eder misin?” Zeynep utancından kızardı ve gülümsedi… Bir yıl sonra Hz. Zeynep AllAh onan razı olsun” vefat etti. Ebû’l-Âs çok ağladı. Resûlullah ﷺ onu teselli ediyordu. Ebû’l-Âs dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü, Zeynep olmadan bu dünyaya katlanamıyorum…” O da bir yıl sonra vefat etti. Okuduysan, Peygamberimize ﷺ salât ve selâm getir. Allahümme salli alâ Muhammed
Din
Reklam