Allah bir kulunu sevdiğinde ona keskin bir bakış ve derin bir anlayış verir; etrafındaki şeylerin hakikatini ona gösterir. Ona insanların özünü görebileceği bir basiret verir; dost ile düşmanı ayırt eder, ailesinin ve hayatın değişkenliğini, dünyanın oyalanmalarını anlar.
Hüzün kalbine girer; onu kırmak için değil, terbiye etmek için… Ona dünyanın aldatıcılığını gösterir, onu hırslarından arındırır. Ta ki Allah onun kalbini imanla aydınlatıncaya, içine huzur ve rıza dolduruncaya kadar.
O zaman hayatı hakikatiyle görür: Burası kalıcı bir yurt değil, geçiş yeridir; bir makam değil, bir imtihandır. Hayattaki her hüzün durağı ise, cömert ve yüce bir Rab katında kesin bir ecir kapısıdır.