Arabaya binmek için Adliye Sarayı'ndan çıkarken kısa bir an yaz akşamının kokusunu, rengini yeniden hissettim. Arabanın karanlığı içinde ve duymakta olduğum yorgunluğun derinliklerinde, sevdiğim bir şehrin ve günün bir saatinin bütün alışılmış gürültülerini birer birer tekrar bile gibi oldum, günün o saatinde bazen kendimi memnun hissettiğim de olurdu... O zaman beni bekleyen şey rahat ve rüyasız uykudan ibaretti... Sanki yaz göklerinde uzayıp giden aşina yollar, insanı masum uykulara olduğu kadar, hapishanelere de götürebilirmiş gibi.