Tüm bunlardan dünyada iki insan ırkı olduğu sonucuna varabiliriz. Sadece iki. Düzgün insanların oluşturduğu ırk ve ahlaksızların ırkı. İkisi de her yerdeydi. Toplumdaki tüm gruplara sızmış haldelerdi. Hiçbir grup tamamen düzgün ya da tamamen ahlaksız insanlardan oluşmuyordu. Bu anlamda hiçbir grup saf ırk değildi…
Bu yüzden bizim de ıstırabın tamamıyla yüzleşmemiz zayıflık ve kaçamak gözyaşı anlarını asgaride tutmamız gerekiyordu. Fakat gözyaşlarımızdan utanmamızın gereği yoktu çünkü gözyaşları insanın cesaretlerden en büyüğü olan acı çekme cesaretine sahip olduğunun kanıtıdır.
Istıraplarına katlanma biçimleri gerçek bir içsel kazanımdı. Hayata anlamını ve amacını veren ve insandan asla alınamayacak olan da bu ruhsal özgürlüktü.