"Sana verileni alıyor, senden isteneni veriyorsun da neden sana sevgiyle verilen şeye karşılık vermiyorsun; neden, düşmek üzere olan birine bir çelme de sen takıyorsun, ya da düşmüşü tekmeliyorsun; hakikati söylemenin gerekli olduğu durumlarda yalan söylüyorsun ve neden yalana karşı olacağına hakikate karşı koyuyorsun..."
"Sen kendi kendini köleliğe mahkûm ediyorsun
senden ve senin hakikate karşı olan tutumundan korkuyorum. Seninle ilgili hakikati söylemek yaşamı tehlikeye sokmak demektir. "
Kitabı okumaya başlarken daha ilk sayfadan kendimi kaptıracağımın ve kitabı sıkılmadan okuyacağımın bilincinde olarak okudum.
Gayet akıcı ve okuyucuyu etkisi altına alabilecek bir kitap gündelik hayatta yaşanabilir olaylarla karşımızda yazar... Oktay kitabın karakterlerinden sonradan uyanmış olsa ve kendini düzeltmiş olsa bile kitabın başında ona karşı dolan öfkemin eksildiğini söyleyemem Fatoş'un hiçbir şekilde kızını bırakmaması ama onun kolayca bırakması da ayrıca sinir etti beni ama kitap gayet akıcı okuru bağlayıcı bir tarzda okumanızı tavsiye ederim....
Herkes zaman
zaman kendine
açacak yeni, temiz
bir sayfa ister.
Ancak hayat öyle
bir hak tanımaz.
Daha önce
yazdıklarını silmek
gerekir. 0 zaman da
ya iz kalır, ya da sayfa yıpranır
Bir keresinde gece vakti durmadan su diye mızırdanıyordum, kuşkusuz susuzluktan değil, belki kısmen sinirlendirmek, kısmen de kendimi oyalamak için. Birkaç sert tehdit fayda etmeyince, beni yatağımdan almış, sahanlığa taşımış ve geceliğimle kapalı kapının önünde kısa bir süre yapayalnız bırakmıştın. Bunun doğru olmadığını söylemek istemiyorum, belki de gece huzuru sağlamak o sırada ancak bu yolla mümkündü, ancak burada senin eğitim yöntemlerini ve bunların üzerimdeki etkilerini açıklamak istiyorum. O zaman herhalde uslu durmuştum sonrasında, ancak bu olay içimde bir tahribata yol açtı. Anlamsızca su isteyip durmanın bana göre doğallığıyla, dışarıya taşınmanın olağandışı korkutuculuğunu kendi doğam gereği hiçbir zaman doğru ilişki içine sokmayı başaramadım.