Ne oluyor Amerika mı burası?
İçerde dizisinin yayımlandığı zamanları hatırlıyorum; henüz çok küçüktüm (ki bu zamanlarda bile kendimi hâlâ çok küçük hissediyorum). Daha o zamanlardan bu dizinin toplum üzerinde yaratacağı etkiyi düşünüyor, arkadaşlarımla bu konu hakkında konuşmaya çalışıyordum.
O yıldan bugüne; töre, çete ve aşiret dizileriyle "ölüm" —yani birini öldürmek, birinin canını almak— çok basit, çok kolay bir şeymiş gibi işlenmeye ve gösterilmeye başlandı.
Radyo ve televizyon, günümüzde (sosyal medya platformları da buna eklendi) toplum algısını şekillendirme ve etki etme yeteneğine sahiptir. Bu bilgi; ortalama zekâlı, ortaokul mezunu herhangi biri tarafından bile bilinebilecek bir gerçektir. Ama gel gör ki; bu dizilerin toplum psikolojisi ve davranışları üzerinde yaratacağı etki tartışılmıyor, önlem alınmıyor.
Açıkçası ben bu durumu "bilinçli bir sorumsuzluk" olarak görüyorum. Toplumdaki yozlaşma, farkında bir şekilde birilerinin elleriyle inşa ediliyor. O el kime ait, amaç ne; bilemiyorum.
Bugün ölüm ve öldürmek; çok kolay, çok normal ve herkesin yapabileceği bir şeymiş gibi hissettiriliyor. Haberleri izlerken bazen dehşete düşüyorum, bazense cinayetleri kanıksadığımı fark ediyorum.
Cinayetler, suçlar... Toplumda yaşamı, güveni ve huzuru sarsan, normalde en sert tepkinin verilmesi gereken her şeye alıştırıldık. Yanlışı kanıksadık.
Bugün pek çok insan, cılız çıkan sesini duyurmaya çalışıyor; ama kulaklar sağır.
Hepimizin yüreği, tepki gösterme güdüsü törpülendi.
Eğitim yuvaları cinayet mahallerine döndü. Korkunç, tüyler ürpertici...