Ayışığı

Ayışığı
@Donot
~İnsanlar bir yere ait olacak bir isim arar; ben ise ismimin içini doldurmayı seçtim. Taraf olmadım, çünkü bir taraf değilim. Benim yerim, kendi içim.~
Mavi tiklilerin %80'i falan ilgimi çekmiyor ve akışım onlarla dolu yani ilgimi çekmeyen içerikler silsilesi ayrıca birinin bir paylaşımını beğenmeye duriyim hemen akışımda beliriyor günlerce gitmiyor
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Okullarda silahlı saldırılar falan...
Ne oluyor Amerika mı burası? İçerde dizisinin yayımlandığı zamanları hatırlıyorum; henüz çok küçüktüm (ki bu zamanlarda bile kendimi hâlâ çok küçük hissediyorum). Daha o zamanlardan bu dizinin toplum üzerinde yaratacağı etkiyi düşünüyor, arkadaşlarımla bu konu hakkında konuşmaya çalışıyordum. O yıldan bugüne; töre, çete ve aşiret dizileriyle "ölüm" —yani birini öldürmek, birinin canını almak— çok basit, çok kolay bir şeymiş gibi işlenmeye ve gösterilmeye başlandı. Radyo ve televizyon, günümüzde (sosyal medya platformları da buna eklendi) toplum algısını şekillendirme ve etki etme yeteneğine sahiptir. Bu bilgi; ortalama zekâlı, ortaokul mezunu herhangi biri tarafından bile bilinebilecek bir gerçektir. Ama gel gör ki; bu dizilerin toplum psikolojisi ve davranışları üzerinde yaratacağı etki tartışılmıyor, önlem alınmıyor. Açıkçası ben bu durumu "bilinçli bir sorumsuzluk" olarak görüyorum. Toplumdaki yozlaşma, farkında bir şekilde birilerinin elleriyle inşa ediliyor. O el kime ait, amaç ne; bilemiyorum. Bugün ölüm ve öldürmek; çok kolay, çok normal ve herkesin yapabileceği bir şeymiş gibi hissettiriliyor. Haberleri izlerken bazen dehşete düşüyorum, bazense cinayetleri kanıksadığımı fark ediyorum. Cinayetler, suçlar... Toplumda yaşamı, güveni ve huzuru sarsan, normalde en sert tepkinin verilmesi gereken her şeye alıştırıldık. Yanlışı kanıksadık. Bugün pek çok insan, cılız çıkan sesini duyurmaya çalışıyor; ama kulaklar sağır. Hepimizin yüreği, tepki gösterme güdüsü törpülendi. Eğitim yuvaları cinayet mahallerine döndü. Korkunç, tüyler ürpertici...
Duygu ve Düşünce
Ders çalışmak eşittir korku filmi izlemek
Karmaşık Konuların Basitleştirilmesi: Preeklampsi Patofizyolojisi Preeklampsi süreci, vücutta sanki bir "tesisat arızası" varmış gibi basamak basamak ilerler: Hatalı Yerleşim (Anormal Plasentasyon): Normalde bebeğin eşi (plasenta), anne rahmindeki damarları (spiral arterler) genişleterek kendine bol kan yolu açar. Preeklampside bu damarlar genişleyemez, dar kalır. Açlık Hissi (İskemi ve Hipoksi): Dar damarlar nedeniyle bebeğe yeterli kan ve oksijen gitmez. Plasenta "aç" kalır ve strese girer. Zehirli Mesajlar (İnflamatuar Proteinler): Strese giren plasenta, anne dolaşımına bazı proteinler (sFlt-1, sEng) salgılar. Bu maddeler annenin tüm damar duvarlarına saldırır. Sistemik Hasar (Endotel Disfonksiyonu): Annenin damarları hasar görünce büzülür (hipertansiyon), sızdırmaya başlar (ödem) ve organlara giden kan akışı bozulur: Böbrekler: Sızdıran damarlar proteinin idrara kaçmasına neden olur (proteinüri). Karaciğer: Damarlardaki pıhtılar kan akışını engeller, enzimler yükselir ve ağrı başlar. Beyin: Beyin damarları büzülürse baş ağrısı, görme bozukluğu ve sonunda nöbet (eklampsi) gelişir. Kesin Çözüm: Bu bozukluğun kaynağı plasenta olduğu için, tek tedavi bebeğin/plasentanın doğurtulmasıdır.
Duygu ve Düşünce
Newroz kutlu olsun
Karanlığın yerini aydınlığa, kışın yerini bahara bıraktığı bu güzel günde; barışın ve kardeşliğin sesinin her yerden duyulmasını diliyorum. Newroz’un ateşi sadece ısınmak için değil, geleceğe umutla bakmak için yansın. Baharın neşesi evinize, huzuru kalbinize dolsun. Newroz kutlu olsun!
1000Kitap