Hiç kitap bitirdikten bir hafta sonra, “Ne okumuştum ben?” diye düşündüğünüz oldu mu?
Kitabı okuyorsun, kapağını kapatıyorsun, sonra biri soruyor:
— “Ne anlatıyordu?”
Sen:
— “Şey… aşk vardı… galiba biri öldü… Yani… çok iyi yazmış işte.”
Bu hepimizin başına geldi. Sebebi Alzheimer değil :D, sebebi pasif okuma. Kitabı okuyoruz ama beynimiz arka koltukta uyuyor. Bu durumun arada bir olması normal tabii (insanız sonuçta, yapay zeka değil) ama birey okuduğu kitapların çoğunu hatırlamıyorsa bir problem var demektir.
Evet, kitap hayatımızı zenginleştiren en değerli alışkanlıklardan biri. İnce zevk, entelektüel aura, zihinsel spor ve aynı zamanda Instagram’da like garantisi :D Kitap, kahve, yanına bir gözlük, altına yazı:
“Kitap ruhun gıdasıdır.”
İyi hoş da, güzel kardeşim, madem kitap ruhun gıdası, niye hala aç geziyorsun? Ayrıca gıdanın sindirilmesi de önemli. Bazı insanlar kitabı öyle bir yutuyor ki, midede bir tur atıp hoop dışarı… Bir de bu pasif okuyan insanlar gururla “Bu ay 7 kitap bitirdim” der. Halbuki 7 kitap bitirmişsin ama bir tanesini bile hatırlamıyorsun. Çünkü okudukların beyninde günübirlik tatile gelmiş, bir çay içip gitmiş.
Bir gün biri size, “Bu kitabı neden sevdin?” diye sorarsa, aktif okuyan şöyle der:
“Yazarın dili yalın ama çok güçlü ve etkiliydi. Bazı cümleleri dönüp tekrar okudum, öyle derinlik vardı. Karakterlerin iç çatışmaları da inandırıcı geldi, özellikle ilişkilerdeki ince detaylar hoşuma gitti.”
Pasif okuyan ise… “Çok güzeldi, ya! Detay? Yani… bilmiyorum, oku işte!” der.
Pasif Okuma Nedir?
Pasif okuma, vitrinlik. Yani kitap bir dekor. Kahvenin yanına yakışıyor, “story”de estetik duruyor. Yani, bir kitabı sadece tüketmekten ibaret. Hikâyeye kendimizi kaptırırız, sayfalar hızla akar, belki büyük keyif alırız. Ama kitap bittiğinde, çoğu