Bir roman dünyasının yapısı -hikâyedeki kişilerin ve olayların yer aldığı mekân- yazar için çok önemli olsa da okur için çoğunlukla belirsiz kalmalıdır.
Hikâye, öncelikle ve en başta kozmolojik bir meseledir. Bir şey anlatmak için bir tür yarı-tanrı gibi başlarsınız işe; bu yarı-tanrı, içinde tam bir güven duyarak hareket edebilmeniz için olabildiğince kusursuz olması gereken bir dünya yaratır.
Şiirde, sözcükleri çevirmek zordur, çünkü önemli olan, sözcüklerin özellikle birden çok anlama sahip olmaları yanında sesleridir de, içeriği belirleyen de sözcüklerin seçimidir. Hikâyede, tam tersi bir durumla karşı karşıyayızdır: Ritmi, üslubu, hatta sözcük seçimini belirleyen yazarın kurduğu evrendir, o evrende yaşanan olaylardır.