"İnsan her şeye sahipmiş gibi gözükse de, gerçekte hiçbir şeye sahip değildir. Çünkü bir nesneye sahip olmak, onu saklamak ya da denetlemek, yaşam sürecinin belirli ve kısa alanlarıyla kısıtlıdır."
"Sahip olma duygusunun en önemli nesnesi, kişinin kendi beni'dir. Benliğimizin çeşitli görünüşleri ve belirişleri vardır. Bunları; bedenimiz, adımız, sosyal statümüz, (bilgimiz dahil) sahip olduğumuz şeyler ve hem görüp hem de dışa yansıtmak istediğimiz görüntümüz olarak sıralayabiliriz. Benlik; bilgi ve beceri gibi gerçek özellikler ile bu gerçek özün çevresinde oluşturulan bazı düşünsel özelliklerin bir bütünleşmesi ve karışımıdır. Burada önemli olan, benliğin içeriğinden çok, bizim de sahip olduğumuz bir 'mal' gibi görüp, kişiliğimizi bu temele oturtmamızdır."
" Varlığı özel mülkiyet, kar ve iktidar üzerine kurulu bir toplumda yaşadığımız için düşüncelerimiz ve değer yargılarımız önceden belirlenmiş gibidir. Bu nedenle, endüstri toplumlarındaki bireylerin en kutsal ve en doğal haklarının; kazanç, mal-mülke sahip olmak ve kazanç için çalışmak olduğunu söyleyebiliriz."
"Eckhart'ın bu konudaki düşüncesini en iyi açıklayan sözü: "insanlar ne yaptıklarını değil, daha çok ne olduklarını düşünmelidirler." deyişidir. Yaşamın ağırlığı 'iyi olmak' üzerine toplanmalıdır, ne yapıldığı ya da ne kadar çok yapıldığı üzerinde değil. "