Karen Horney'in olan bu kitap hakkındaki izlenimlerim 'iyiymiş kitap'tan başlayıp 'vay canına'ya doğru giderek yükselen bir grafiğe benzer. Konusu bakımından kitabın adı yeterince açıklayıcıdır aslında: Günümüzün nevrotik kişiliği. Peki, nedir bu nevrotik kişi?
Kitaptan alıntı yapmadan, kendi anladıklarıma güvenerek diyorum ki, nevrotik kişi, bütün yoğunluktaki duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını hem kendi tarafından hem de başkaları tarafından abartılı bir şekilde yaşayan insandır. Aslında nevrotik kişi, son derece hassas olmasına rağmen çok da güçlüdür ve bu gücüyle birlikte kendini bile devirebilmektedir.
Kitabı okurken, yazarın çalışma hayatı boyunca edindiği bilgileri size muazzam ve sistematik bir şekilde veriyor olmasına şaşırıyor ve yazara karşı büyük bir minnet duyuyorsunuz. İlk sayfalardan aklınıza takılacak o soruya- "ben de mi bir nevrotiğim aslında?" sorusuna- sayfaları çevirdikçe bazı cevaplar bulacak, ister yirmi ister kırk isterseniz altmış yaşınızda olun hayatınız boyunca kendinizde olan bazı düşüncelere, davranışlara ve hatta duygulara bazı anlamlar bulmaya çok yakın olacaksınız.
Okur, kitapta kendisiyle ilgili bazı sorulara cevap bulurken bir yandan da çevresinde olan diğer kişi ve olaylara karşı bakış açısında bazı değişikliklerin olacağını gizliden gizliye hissedecek. Çünkü kendini anlamaya başlayan okur, çevresine karşı da daha anlayışlı bir duruma gelecektir. Ne var ki kendini anlamak demek, sorunu çözmek demek değildir. Kitapta bu soruna karşı, yani nevrozlara karşı, gerek kendi yaşantısından gerekse kendi hastalarının yaşantısından çok güzel örneklerle, bu soruna karşı kişiye dürüst ve yalın bir şekilde neler yapılabileceği hakkında bazı noktalara değiniyor. Ancak, elbetteki kişi, yalnız kendisi bunu isterse yeterince doyum