"Sahip olmak biçimli davranışlarda, çeşitli nesnelere sahip olmak değil, bütün bir davranış biçimi ve dünyaya bakış açısıdır önemli olan. Her şey ve herkes ihtirasın bir nesnesi olabilir. Güncel yaşamda kullandığımız şeyler, karşılaştığımız insanlar, mal-mülk, törenler, iyi davranışlar, bilgiler ve düşünceler. Tüm bu şeyler kendiliklerinden 'kötü' değillerdir. Onları kötü yapan, yani kendimizi gerçekleştirmemizi engeller ve özgürlüğümüzü kısıtlar olmalarına neden olan, bizim yanlış yaklaşmamız, onlara tutunmaya çalışarak, kendimizi onların zincirlerine tutsak etmemizdir."
Hiçbir çizgide noktası olmayan
Hiçbir gecenin ardından gündüzü çıkmayan
Hiçbir dibi olmayan kuyu boyunca
Sonsuza kadar düşen bir elma
Bir kelebek etkisi bile olmayan ve yaşamayan
Hayatında yarımı bile kalmayan ve bulamayan
Eksildikçe hep aynı kalan
Arttıkça hep yalnız kalan
Hiçbir gürültüde sesi duyulmayan
Hiçbir gökyüzünde yıldızı olmayan
Hiçbir yalnızlığında kendisini bile bulamayan
En ihtiyacı olduğuna hiç kavuşmamış olan
Gölgelerde yaşamış bir gölge
Ö.K.
"Sevgiye dayalı ya da geleneksel evliliklerdeki gibi toplumsal göreneklere ve alışkanlıklara dayalı evliliklere dikkatle bakacak olursak, birbirlerini gerçekten seven çiftlerin azınlıkta olduğunu hemen fark ederiz. Toplumsal görev duygusu, gelenekler, karşılıklı ekonomik çıkarlar, çocuklara olan ortak ilgi, karşılıklı bağımlılık ya da korku, bazen de birbirine duyulan nefret, genellikle 'sevgi' olarak yaşanmaktadır."