"Sevgiye dayalı ya da geleneksel evliliklerdeki gibi toplumsal göreneklere ve alışkanlıklara dayalı evliliklere dikkatle bakacak olursak, birbirlerini gerçekten seven çiftlerin azınlıkta olduğunu hemen fark ederiz. Toplumsal görev duygusu, gelenekler, karşılıklı ekonomik çıkarlar, çocuklara olan ortak ilgi, karşılıklı bağımlılık ya da korku, bazen de birbirine duyulan nefret, genellikle 'sevgi' olarak yaşanmaktadır."
"Bu gerçeği, yani eski bir Fransız şarkısında söylendiği gibi 'sevginin, özgürlüğün bir çocuğu olduğunu' fark edemedikleri sürece, başarısız kalmaya mahkumdurlar."
" En derinlerimizde, bütün diğer kesinliklerden üstün bir kesinliği muhafaza edelim: Hayatın anlamı yoktur, olamaz. Öngörmediğimiz bir vahiyle bunun aksine kanaat getirseydik, kendimizi hemen o anda öldürmemiz gerekirdi. Hava bir kaybolsa hala soluk alırdık; ama yararsızlığın sevinci elimizden alınsa hemen soluksuz kalırdık..."